Hukuki Makaleler — Sayfa 2
Boşanma, aile, ceza, miras, iş ve gayrimenkul hukuku alanlarında hazırlanmış makaleler. Dava süreçleri, haklarınız ve dikkat etmeniz gereken noktalar.
166 makale · 2. sayfa / 7

Kadın Evlenince Soyadı Değişir Mi? TMK 187 İptali Ne Getirdi?
Evlenen kadının soyadı konusu, uzun yıllar Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesi çerçevesinde tartışıldı. Eski düzenlemeye göre kadın, evlenince kocasının soyadını almak zorundaydı; yalnızca dilekçe vererek kendi soyadını kocasının soyadının önünde kullanabiliyordu. Anayasa Mahkemesi'nin bu zorunluluğu eşitlik ve kişilik hakları gerekçesiyle iptal etmesiyle birlikte tablo değişti. Artık kadın, evlenirken yalnızca kendi soyadını koruyabiliyor. Bu yazıda, eski ve yeni durumu, nüfus müdürlüğündeki işlemleri, hâlihazırda evli kadınların önündeki seçenekleri ve boşanmadaki soyadı meselesinden farkı ele alıyoruz. Konunun pratik yönlerini sade bir dille açıklıyor, sık sorulan sorulara yer veriyoruz.

Yaş Tahsisi (Yaş Düzeltme) Davası Nedir ve Nasıl Açılır?
Nüfus kütüğündeki doğum tarihi her zaman kişinin gerçek yaşını yansıtmaz. Özellikle geçmiş yıllarda evde doğan ve nüfusa geç bildirilen kişilerde kayıt ile gerçek yaş arasında fark çıkabilir. Yaş tahsisi davası, bu farkın asliye hukuk mahkemesi kararıyla düzeltilmesini sağlar. Dava, nüfus müdürlüğüne karşı açılır ve yargılamaya Cumhuriyet savcısı katılır. Bu yazıda yaş düzeltme davasının ne olduğunu, hangi koşullarda açılabildiğini, hangi delillere dayandığını, kemik yaşı tespitinin rolünü, davanın işleyişini ve kararın nüfusa nasıl işlendiğini ayrıntılı biçimde ele alıyoruz. Askerlik, emeklilik, evlilik ve işe giriş gibi süreçlerle ilişkisine de değiniyoruz.

Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır ve Mirasçıların Payları Nedir?
Bir kişinin vefatının ardından geride kalan mal varlığı, yasal mirasçılar arasında belirli kurallara göre paylaştırılır. Türk Medeni Kanunu mirasçıları zümre sistemiyle sıralar, sağ kalan eşin payını ayrı bir esasa bağlar ve saklı paylı mirasçıları güvence altına alır. Paylaşım çoğu zaman mirasçıların anlaşmasıyla yapılır; uzlaşma sağlanamadığında ise ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelir. Bu yazıda yasal mirasçıların kimler olduğunu, eşin ve çocukların paylarını, saklı pay ve denkleştirme kavramlarını, paylaşmanın yollarını ve terekenin nasıl tespit edildiğini açıklıyoruz. Amacımız, miras sürecine giren okuyucunun haklarını ve izleyebileceği yolları net biçimde görmesini sağlamaktır.

Boşanma Davasında İspat Nasıl Yapılır ve Hangi Deliller Geçerlidir?
Çekişmeli boşanma davalarında çoğu zaman sonucu belirleyen şey, taraflardan birinin söyledikleri değil, iddialarını dosyaya hangi delillerle taşıdığıdır. İspat yükünün kimde olduğu, hangi vakıanın somutlaştırılması gerektiği ve sunulan kayıtların hukuka uygun yoldan elde edilip edilmediği davanın gidişatını doğrudan etkiler. Tanık beyanı, yazışmalar, fotoğraflar, banka ve telefon kayıtları, sağlık raporları ile bilirkişi ve sosyal inceleme raporları farklı ağırlıklarda değerlendirilir. Bu yazıda aile mahkemesindeki yargılama usulü, ispatın konusu, delil türleri ve hukuka aykırı delil sorunu uygulamadaki yansımalarıyla ele alınıyor. Amaç, boşanma davasında ispat sürecini öngörülebilir kılmak ve hak kaybı riskini azaltmaktır.

Miras İntikali Nasıl Yapılır ve Hangi Belgeler Gerekir?
Bir yakının vefatından sonra geride kalan taşınmaz, banka hesabı, araç ve diğer mal varlığının mirasçılar adına geçirilmesi miras intikali olarak adlandırılır. Süreç çoğu zaman mirasçılık belgesinin alınmasıyla başlar, veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verilmesiyle devam eder ve tapuda tescille sonuçlanır. Bu yazıda intikal işleminin hangi adımlardan oluştuğu, hangi belgelerin istendiği, beyanname sürelerinin nasıl hesaplandığı ve işlemin geciktirilmesinin doğurabileceği sonuçlar pratik bir dille ele alınmaktadır. Banka, araç, emekli aylığı ve şirket payı gibi farklı mal türleri için izlenen yollar da ayrı ayrı açıklanır. Böylece sürece hazırlanan mirasçılar, hangi kuruma ne zaman başvuracaklarını daha net görebilirler.

Tasarrufun İptali Davası Nedir ve Hangi Şartlarda Açılır?
Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarrufların alacaklı yönünden hükümsüz sayılması için açılan bir davadır. İcra ve İflas Kanunu m.277-284 arasında düzenlenen bu dava, alacağını tahsil edemeyen alacaklıya borçlunun devrettiği mal üzerinde cebri icra imkanı tanır. Davanın açılabilmesi için kesinleşmiş bir icra takibi ve borçlu hakkında kesin ya da geçici aciz vesikası aranır. İvazsız tasarruflar, aciz halinde yapılan işlemler ve zarar verme kastıyla kurulan tasarruflar iptale tabidir. Beş yıllık hak düşürücü süre, davanın en kritik şartlarından biridir. Bu yazıda davanın şartlarını, taraflarını, iptale tabi tasarruf türlerini ve davanın sonuçlarını uygulamadaki haliyle ele alıyoruz.

İstihkak Davası Nedir, Nasıl Açılır ve Şartları Nelerdir?
İcra takibi sırasında haczedilen bir malın aslında borçluya değil, üçüncü kişiye ait olduğu çoğu zaman tartışma konusu olur. İstihkak davası, bu noktada haczedilen ya da rehinli mal üzerindeki mülkiyet veya zilyetlik iddiasını yargı önüne taşıyan bir yoldur. İcra ve İflas Kanunu'nun 96 ila 99. maddeleri çerçevesinde işleyen süreçte, malın kimin elinde haczedildiği ispat yükünü ve uygulanacak prosedürü doğrudan etkiler. Bu yazıda istihkak iddiasının nasıl ileri sürüldüğünü, geçerli süreleri, görevli mahkemeyi, teminat ve takibin durdurulması konularını ve haksız iddianın doğurabileceği tazminat sonuçlarını uygulamadaki haliyle ele alıyoruz.

Ecrimisil Nedir, Şartları ve Nasıl Hesaplanır?
Bir taşınmazın hak sahibi olmayan kişilerce izinsiz kullanılması, mülk sahibi için ciddi gelir kaybı doğurur. Hukuk bu kaybı ecrimisil yani haksız işgal tazminatı ile telafi eder. Ecrimisil, taşınmazı haksız ve kötüniyetli biçimde kullanan kişinin hak sahibine ödediği bedeldir ve özellikle miras kalan ortak taşınmazlarda sıkça gündeme gelir. Bu rehberde ecrimisilin tanımı, şartları, nasıl hesaplandığı, kiradan farkı, paydaşlar arasında intifadan men koşulu ile dava süreci ve beş yıllık zamanaşımı uygulamadaki haliyle açıklanıyor.

Kiracı Hakları Nelerdir? Kira Artışı, Depozito ve Tahliye
Konut kiralayan kişi, sözleşmeyi imzaladığı andan itibaren Türk Borçlar Kanunu'nun tanıdığı geniş haklarla korunur. Yıllık kira artışı tüketici fiyat endeksi ortalamasıyla sınırlıdır; depozito en fazla üç aylık kira tutarıdır ve zarar yoksa iade edilmelidir. Belirli sürenin dolması tek başına tahliye sebebi değildir; kiracı ancak sınırlı haklı sebeplerle ve mahkeme kararıyla çıkarılabilir. Bu rehberde kira artış sınırı, depozito, kira tespiti, fesih bildirimi, erken tahliye ve kiraya verenin yükümlülükleri kiracı hakları açısından açıklanıyor.

10 Yıllık Kiracı Nasıl Tahliye Edilir ve Şartları Nelerdir?
Uzun süren kira ilişkilerinde kiracı güçlü bir koruma altında olsa da, Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesi kiraya verene önemli bir imkân tanır. Uzama döneminin onuncu yılının sonunda, en az üç ay önceden yazılı bildirim yapılması koşuluyla kiraya veren sözleşmeyi sebep göstermeden sona erdirebilir. Süre çoğu zaman yanlış hesaplandığından davalar reddedilebilmektedir. Bu rehberde on yıllık tahliyenin şartları, sürenin doğru hesaplanması, ihtarname zorunluluğu, tahliye davası süreci ve ihtiyaç nedeniyle tahliyeden farkı açıklanıyor.

Yalan Beyanda Bulunma Suçu Nedir, Cezası Ne Kadardır?
Her yalan ceza hukuku bakımından suç değildir; belirleyici olan beyanın resmi bir belge düzenlenirken yetkili kamu görevlisine yapılmış olmasıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesi, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanı üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasına bağlar. Bu suç şikâyete tabi değildir ve savcılık tarafından kendiliğinden soruşturulur. Bu yazıda yalan beyan suçunun unsurları, cezası, yalan tanıklıktan farkı, hangi hallerde oluşup oluşmadığı ile soruşturma ve zamanaşımı konuları uygulamadaki haliyle ele alınıyor.

İşten Çıkarılan İşçinin Hakları Nelerdir ve Tazminat Ne Kadar?
İş sözleşmesi işveren tarafından sona erdirilen işçi, kıdem ve ihbar tazminatının yanında fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram ve hafta tatili gibi pek çok alacağa hak kazanabilir. İş güvencesi kapsamındaki işçi ayrıca işe iade davası açabilir. Feshin haklı, geçerli veya haksız olması talep edilebilecek hakların kapsamını belirler. Bu rehberde işten çıkarılan işçinin sahip olduğu tazminat ve alacaklar, işe iade şartları, zorunlu arabuluculuk süreci ve beş yıllık zamanaşımı süresi uygulamadaki haliyle açıklanıyor.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir, Nasıl Yapılır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin bakım ve gözetim borcu üstlenmesi karşılığında bakılan kişinin malını ona devrettiği sözleşmedir. Sözleşmenin resmî şekilde yapılması, tapu devrinde güvence kurulması ve mirasçıların saklı pay haklarının gözetilmesi, sürecin sağlıklı yürümesinin anahtarıdır. Bu rehberde sözleşmenin şartlarını, tapu devrini, iptal yollarını ve mirasçıların itiraz haklarını uygulamadaki haliyle ele alıyoruz.

Alacak Davası Nedir, Nasıl Açılır?
Alacak davası, ödenmeyen bir borcun mahkeme kararıyla tespit edilip tahsil edilmesini sağlayan hukuki yoldur. Davanın sağlıklı yürümesi doğru delil, doğru mahkeme ve zamanaşımı süresinin takibiyle mümkündür. Bu rehberde alacak davasının şartlarını, görevli mahkemeyi, zamanaşımı sürelerini ve ispat yollarını uygulamadaki haliyle ele alıyoruz.

Boşanmada Mal Paylaşımı: Kapsamlı Hukuki Rehber
Boşanma davalarında mal paylaşımı, edinilmiş mallara katılma rejimi, kişisel mallar ve mal rejimi sözleşmesi hakkında kapsamlı hukuki rehber. Türk Medeni Kanunu çerçevesinde mal paylaşımı sürecinde haklarınızı öğrenin.

Boşanma İşlemlerinde Velayet Kararları: Hukuki Süreç, Kriterler ve Haklar
Boşanma işlemlerinde velayet kararları, çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda mahkeme tarafından verilir. Türk Medeni Kanunu kapsamında velayet hakkı, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunmasını kapsayan geniş bir yükümlülükler bütünüdür. Boşanma davalarında velayet kararı verilirken hâkim; çocuğun yaşı, sağlık durumu, ebeveynlerin yaşam koşulları ve çocuğun görüşü gibi pek çok kriteri değerlendirir. Ortak velayet, geçici velayet düzenlemesi ve velayetin değiştirilmesi gibi farklı hukuki mekanizmalar da bu süreçte uygulama alanı bulmaktadır.

Kızlık Soyadını Kullanma: Evli Kadının ve Boşanan Kadının Hakları
Kızlık soyadını kullanma hakkı; Anayasa Mahkemesi’nin TMK m. 187 birinci cümlesini iptal eden 2023 kararı ve Yargıtay içtihatları ile birlikte, evli kadının mazeret göstermeksizin bekârlık soyadını tek başına kullanabilmesini mümkün kıldı. Başvuru aile mahkemesinde açılan dava ile veya bazı nüfus müdürlüklerinde idari yolla yapılabilir; dilekçede Anayasa m. 10, 20, 90/5, AİHS m. 8 ve 14 ile AİHM Ünal Tekeli / Türkiye kararı dayanak alınır. Evlilikte çift soyadlı kullanım için yine nüfus müdürlüğüne başvuru yeterlidir. Boşanmada TMK m. 173 uyarınca kadın kural olarak önceki soyadına döner; menfaati olduğunu ve eski eşe zarar vermeyeceğini ispatlarsa hâkim izniyle eski eşin soyadını kullanmaya devam edebilir. Dava genellikle tek celsede sonuçlanır.

Tanımanın İptali Davası - TMK 295. Madde
Tanımanın iptali davası, Türk Medeni Kanunu m. 295 ve devamı hükümlerinde düzenlenen, evlilik dışı doğmuş bir çocuk için yapılan tanımanın yanılma, aldatma, korkutma ya da tanıyanın biyolojik baba olmaması sebebiyle geriye etkili biçimde hükümsüzleştirilmesini sağlar. Dava tanıyan veya anne, çocuk, altsoy, Cumhuriyet savcısı ve Hazine tarafından aile mahkemesinde açılır; tanıyan için 1 yıl ve her halde 5 yıl, çocuk için ergin olduktan sonra 1 yıl hak düşürücü süre geçerlidir. İspat genellikle DNA testi ile sağlanır, hâkim re’sen araştırma ilkesine göre delilleri toplar. Karar kesinleşince soybağı geriye etkili biçimde ortadan kalkar; miras, velayet, nafaka ve soyadı yönünden sonuç doğurur.

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davası (TMK 166/son)
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu m. 166 son fıkrada düzenlenen, daha önce reddedilmiş bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren üç yıl ortak hayat yeniden kurulamadığında evliliğin kanunen sarsılmış sayılmasına dayanan özel bir yoldur. Davanın açılabilmesi için esastan reddedilmiş bir ilk dava, bu ret kararının kesinleşmesi ve üç yıllık sürenin fiilen ortak hayat kurulmadan geçmiş olması aranır. Hâkim bu halde kusur tartışması yapmadan boşanmaya karar verir; ancak nafaka ve tazminat taleplerinde kusur değerlendirmesi devreye girer. Kısa süreli görüşmeler ortak hayatın yeniden kurulması sayılmaz; istikrarlı birlikte yaşam süresi baştan başlatır. Dava aile mahkemesinde açılır ve çoğu zaman bir-iki celsede sonuçlanır.

Boşanma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Boşanma davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun gereği aile mahkemesidir; bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Görev kamu düzenine ilişkin olup mahkeme re’sen gözetir. Yetki ise TMK m. 168 ile düzenlenmiş olup eşlerden birinin yerleşim yeri veya dava açılmadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir; davacı bu seçeneklerden birini tercih edebilir. Yetki kesin olmadığından davalı cevap dilekçesinde süresinde ileri sürmezse yetkisizlik itirazı dinlenmez. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları MÖHUK m. 41 gereği Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinde dava açabilir. Yetkisizlik veya görevsizlik kararı sonrası iki hafta içinde dosyanın gönderilmesi talep edilmelidir; aksi halde dava açılmamış sayılır.

Koruma Talebi Dilekçe Örneği ve Uzaklaştırma Kararı (6284)
Koruma talebi, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişilere ağır ispat yükü aranmaksızın tanınan hızlı bir hukuki korunma mekanizmasıdır. Başvuru aile mahkemesi, Cumhuriyet savcılığı, mülki amir veya kolluk kuvvetlerine yapılabilir; tedbir kararı delil ve belge aranmadan ilk talepte verilir. Talep edilebilen tedbirler arasında yaklaşma yasağı, iletişim yasağı, konut tahsisi, silahtan arındırma, adres gizliliği, çocuklara yaklaşma yasağı ve elektronik izleme yer alır. Kararlar kural olarak altı ay verilir ve tehlike devam ettikçe uzatılabilir. İhlal halinde üç günden on güne, tekrarda otuz güne kadar zorlama hapsi uygulanır. Karara karşı iki hafta içinde itiraz yolu açıktır.

Erkek Nafaka Alabilir Mi? (Tedbir, Yoksulluk ve İştirak)
Türk Medeni Kanunu’nun nafakaya ilişkin m. 169, 175 ve 182 hükümleri cinsiyet ayrımı yapmaz; erkek de şartları gerçekleştiğinde kadından tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası talep edebilir. Tedbir nafakasında kusur aranmaz ve dava süresince ekonomik dengeye göre verilir. Yoksulluk nafakası için erkeğin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi ve eşinden daha ağır kusurlu olmaması gerekir; iş göremez durum, engellilik, uzun süreli ev içi emek, engelli çocuk bakımı gibi hallerde emsal Yargıtay kararları mevcuttur. İştirak nafakası ise velayeti kendisinde bırakılan babanın çocuğu için anneden talep edebildiği nafakadır. SGK, banka ve tapu kayıtlarıyla ekonomik durum belgelenmeli, kusur dosyası titiz biçimde hazırlanmalıdır.

Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır? (Avantajlar ve Riskler)
Boşanma davasını ilk açan tarafın kanuni bir üstünlüğü yoktur; Türk Medeni Kanunu davacı veya davalı ayrımı yapmadan tarafların kusur tablosunu değerlendirir. Ancak davayı erken açmanın yetki seçimi, tedbir nafakası ve uzaklaştırma kararlarının hızla harekete geçirilmesi, delil sırasını belirleme gibi pratik avantajları vardır. Şiddet, aldatma (TMK m. 161 altı aylık süre), mal kaçırma ve çocuğun uzaklaştırılma riski gibi hallerde gecikmeden dava açılması şarttır. Buna karşılık yeterli delil hazırlığı yapılmadan açılan dava, davacının ağır kusurlu ilan edilmesine ve tazminat yükümlülüğüne dönüşebilir. Karar vermeden önce aile hukuku avukatıyla strateji kurulması önerilir.

Velayeti Annede Olan Çocuğun Babaya Gitmek İstememesi
Velayeti annede olan çocuğun babaya gitmek istememesi, tek başına kişisel ilişki hakkını ortadan kaldırmaz. TMK m. 182 ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi çerçevesinde mahkeme; çocuğun yaşı, olgunluk düzeyi, psikolojik durumu ve varsa ebeveyn yabancılaştırma belirtilerini birlikte değerlendirir. Pedagog raporu, sosyal inceleme raporu ve tanık beyanları delil olarak önem taşır. İcra yoluyla çocuk teslimi İİK m. 25/a, tazyik hapsi İİK m. 341 ve velayetin değiştirilmesi davası TMK m. 183 başvurulabilecek hukuki araçlardır. Annenin kişisel ilişkiye engel olan tutumu, velayetin değiştirilmesine sebep olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, sistematik yabancılaştırmayı velayet değişikliği için geçerli kabul etmektedir.