Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir, Nasıl Yapılır?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin bakım ve gözetim borcu üstlenmesi karşılığında bakılan kişinin malını ona devrettiği sözleşmedir. Sözleşmenin resmî şekilde yapılması, tapu devrinde güvence kurulması ve mirasçıların saklı pay haklarının gözetilmesi, sürecin sağlıklı yürümesinin anahtarıdır. Bu rehberde sözleşmenin şartlarını, tapu devrini, iptal yollarını ve mirasçıların itiraz haklarını uygulamadaki haliyle ele alıyoruz.

Av. Aydın Aytuğ

Av. Aydın Aytuğ

Kurucu Avukat

18 Haziran 20268 dk okuma
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir, Nasıl Yapılır?

Yaşlılığında ya da hastalığında kendisine bakacak birine malvarlığını bırakmak isteyen kişi, bu isteğini hukuken güvenceye almak için ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapar. Bu sözleşmeyle bir taraf bakım ve gözetim borcu üstlenir; karşı taraf ise çoğunlukla bir taşınmazını ona devreder. Sözleşmenin nasıl yapıldığı kadar, ileride mirasçılarla doğabilecek uyuşmazlıklar da en baştan doğru bir kurguyu zorunlu kılar.

Bakım borcu altına giren kişi, alacaklıyı ölümüne dek besler, barındırır ve gözetir. Buna karşılık devraldığı mal üzerinde hak sahibi olur. Edimler arasındaki bu denge bozulduğunda sözleşme tartışmalı hâle gelir. Bu nedenle tarafların hak ve borçlarını, geçerlilik şartlarını ve iptal yollarını baştan bilmesi gerekir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin bakım ve gözetim borcu üstlenmesi karşılığında, bakılan kişinin bir malını ona devretmeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu bu ilişkiyi ayrı bir sözleşme tipi olarak düzenler. Sözleşmede iki taraf yer alır: bakımı üstlenen bakım borçlusu ve bakılan bakım alacaklısı.

Sözleşmenin temelinde karşılıklılık yatar. Bir tarafta ölüme kadar sürecek bir bakım edimi, diğer tarafta ise mülkiyeti geçecek bir mal vardır. Bakım alacaklısı çoğu zaman bir evini, dairesini ya da tarlasını devreder. Devir, sözleşmenin kurulmasıyla birlikte ya da daha sonra gerçekleşebilir. Bu yönüyle sözleşme hem bir bakım ilişkisi hem de bir mal devri ilişkisi doğurur.

Bakım alacaklısı, sözleşme yapıldığı sırada gerçekten bakıma ihtiyaç duyacak durumda olmak zorunda değildir. İleride ortaya çıkabilecek bir ihtiyaç için de bu güvence kurulabilir. Ancak uygulamada sözleşmeler çoğunlukla ileri yaştaki ya da sağlığı bozulmuş kişilerce yapılır. Bu da sözleşmeyi mirasçılar arasında hassas bir konu hâline getirir.

Bu sözleşmeye en çok, kendisine bakacak bir yakını bulunan ya da çocuğu olmayan kişiler başvurur. Amaç çoğu zaman, hayatının son döneminde güvenilir bir bakım almak ve malını bu bakımı üstlenene bırakmaktır. Yöntem, mirası beklemeden sağlığında bir güvence kurma imkânı verir. Yine de devrin geri dönüşü güç olduğundan, kararın acele verilmemesi gerekir.

Sözleşmenin Tarafları ve Karşılıklı Borçları Nelerdir?

Bakım borçlusu, alacaklıya kendi ailesinden biriymiş gibi bakmakla yükümlüdür. Bu bakım soyut bir vaat değildir; somut edimleri içerir. Borçlu, alacaklıyı barındırır, besler, giydirir ve hastalığında tedavi ettirir. Alacaklı vefat ettiğinde cenaze ve defin masraflarını da üstlenir.

  • Uygun bir konutta barındırma ve birlikte yaşama
  • Yeme, içme ve giyinme gibi günlük ihtiyaçları karşılama
  • Hastalık hâlinde bakım ve tedavi giderlerini görme
  • Manevi destek ve sürekli gözetim sağlama
  • Ölüm hâlinde cenaze giderlerini üstlenme

Bakım alacaklısının asıl borcu ise kararlaştırılan malı devretmektir. Taşınmaz söz konusuysa devir tapuda yapılır. Alacaklı dilerse bir miktar parayı ya da taşınır bir malı da devir konusu yapabilir. Tarafların edimleri birbirinin karşılığıdır; biri olmadan diğeri anlamını yitirir. Bu nedenle bakımın gerçekliği ile devrin değeri arasındaki denge, sözleşmenin geçerliliği bakımından sürekli gözetilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin resmi şekilde imzalanmasını simgeleyen belge, kalem ve mürekkep hokkası

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Bu sözleşme sıradan bir yazılı belgeyle kurulamaz. Kanun, geçerlilik için resmî şekil arar. Sözleşme, miras sözleşmesi biçiminde düzenlenir. Bunun için tarafların resmî memur önünde iradelerini açıklaması ve iki tanığın katılması gerekir.

Resmî memur uygulamada noter ya da sulh hukuk hâkimi olabilir. Tarafların yalnızca sözlü anlaşması ya da aralarında imzaladıkları adi bir kâğıt hüküm doğurmaz. Şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşme geçersiz sayılır. Bu geçersizlik, ileride malın geri istenmesine ve uzun davalara yol açabilir.

Bir istisna, bakımı devletçe tanınan bir bakım kurumunun üstlenmesidir. Böyle bir durumda yetkili makamın belirlediği koşullarla yazılı şekil yeterli olabilir. Bunun dışındaki kişiler arası sözleşmelerde resmî şekil zorunludur. Sözleşmenin şartları arasında bu biçim kuralı, çoğu uyuşmazlığın baştan önüne geçen en kritik noktadır.

Sözleşmede Bakımın Kapsamı Nasıl Belirlenir?

Bakımın içeriği ne kadar açık yazılırsa, ileride çıkacak tartışma o kadar azalır. Taraflar; barınmanın nerede sağlanacağını, sağlık giderlerinin nasıl karşılanacağını ve birlikte mi yoksa ayrı evlerde mi yaşanacağını sözleşmede belirleyebilir. Belirleme yapılmamışsa bakım, alacaklının o ana kadarki yaşam düzeyine ve dürüstlük kuralına göre ölçülür.

Bakım borçlusu, alacaklının alıştığı yaşam standardını aşağı çekemez. Hastalık ağırlaştığında ya da ihtiyaçlar arttığında borçlunun yükümlülüğü de genişler. Taraflar dilerse bakımın parayla ödenmesini, yani bir bedele çevrilmesini de kararlaştırabilir. İrade açık değilse, hâkim somut ihtiyaca göre dengeyi kurar.

Tapu Devri Ne Zaman Yapılır ve Alacaklı Nasıl Korunur?

Taşınmaz devri, çoğu sözleşmenin can alıcı noktasıdır. Devir, sözleşmeyle aynı anda yapılabileceği gibi ileri bir tarihe de bırakılabilir. Mülkiyet tapuda devredildiğinde bakım borçlusu malik olur. Bu durum alacaklı için bir risk doğurur: malını verdikten sonra bakımın aksaması.

Kanun bu riski azaltmak için alacaklıya bir güvence tanır. Bakım alacaklısı, devrettiği taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahip olur. Bu hak tapuya tescil edildiğinde, borçlu malı üçüncü bir kişiye satsa bile alacaklının durumu korunur. Güvencenin kurulması, alacaklının elini hem bakım sürecinde hem de olası bir uyuşmazlıkta güçlendirir.

Devir zamanını belirlerken tarafların menfaat dengesi gözetilir. Malı baştan devreden alacaklı, bakımın aksaması hâlinde elindeki tek koz olan mülkiyeti kaybetmiş olur. Bu nedenle devrin koşula bağlanması ya da güvence yollarının baştan kurgulanması, sonradan yaşanan mağduriyetleri önemli ölçüde azaltır.

Bakma sözleşmesinde tapu devrini simgeleyen maket ev, anahtarlar ve taşınmaz belgeleri

Sözleşme Hangi Hâllerde Sona Erer veya İptal Edilir?

Sözleşme kural olarak bakım alacaklısının ölümüyle sona erer. Ancak taraflar arasındaki ilişki her zaman sorunsuz yürümez. Bakım borçlusu yükümlülüklerini ağır biçimde aksatırsa, alacaklı sözleşmeyi feshedebilir. Aynı şekilde alacaklının katlanılmaz davranışları borçluya fesih imkânı verebilir.

Taraflar bir arada yaşayamayacak hâle gelirse, hâkimden sözleşmenin sona erdirilmesini isteyebilirler. Bu durumda hâkim, ölünceye kadar bakma borcunu ömür boyu gelire çevirebilir. Edimler arasında baştan açık bir oransızlık varsa ve bağışlama iradesi yoksa, sözleşme tenkise ya da iptale konu olabilir.

Bakım borçlusunun, alacaklıdan önce ölmesi de özel bir durumdur. Bu hâlde alacaklı, bir yıl içinde sözleşmenin kaldırılmasını isteyebilir. Sözleşme kaldırılırsa alacaklı, devrettiği değeri sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, somut olayın koşullarına göre değişen sonuçlar doğurur.

Mirasçılar Sözleşmeye İtiraz Edebilir mi?

Uygulamada en çok uyuşmazlık, alacaklının ölümünden sonra diğer mirasçılarla çıkar. Mirasçılar çoğu zaman, malın gerçekte bağışlandığını ve bakmanın görünüşte bir kılıf olduğunu ileri sürer. Bu iddia muris muvazaası olarak adlandırılır. Mahkeme, tarafların gerçek iradesini araştırır.

Sözleşme görünüşte bakma, gerçekte ise karşılıksız kazandırma niteliği taşıyorsa, saklı paylı mirasçılar muvazaa nedeniyle iptal davası açabilir. Mahkeme; alacaklının gerçekten bakıma ihtiyacı olup olmadığını, bakımın fiilen yapılıp yapılmadığını ve edimler arasındaki dengeyi inceler. Bakımın gerçek ve sürekli olduğu kanıtlanırsa, mirasçıların iddiası zayıflar.

Bakımın görünürde kaldığı, devredilen malın değeriyle verilen hizmetin açıkça orantısız olduğu dosyalarda sonuç değişebilir. Burada belirleyici olan etiket değil, tarafların gerçek amacıdır. Bu yüzden bakımın belgelerle, tanıklarla ve harcama kayıtlarıyla ortaya konması, sözleşmeyi ayakta tutan en güçlü dayanaktır.

İspat yükü kural olarak iddiada bulunan mirasçıdadır. Mirasçı, görünüşteki işlemin gerçek iradeyi yansıtmadığını her türlü delille kanıtlayabilir. Bakım borçlusu ise bakımı fiilen ve sürekli yaptığını ortaya koyarak iddiayı karşılar. Yerleşik uygulamada mahkeme, devredilen malın değeri ile yapılan bakımın süresi ve niteliği arasındaki oranı titizlikle değerlendirir.

Bakma sözleşmesinde mirasçı süreçleri ve süreleri simgeleyen takvim, masa saati ve dosyalar

Bağışlama, Satış ve Vasiyetten Farkı Nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, ilk bakışta benzer işlemlerle karıştırılır. Bağışlamada bir karşılık yoktur; mal karşılıksız geçer. Burada ise malın karşılığı, ölüme kadar sürecek bir bakım edimidir. Bu yönüyle sözleşme ivazlı, yani karşılıklı bir işlemdir.

Satıştan farkı, karşı edimin para değil bakım olmasıdır. Vasiyetnameden farkı ise sonucun ölümle değil, sözleşmenin kurulmasıyla doğmasıdır. Vasiyetinde kişi tek taraflı olarak ve her zaman dönebileceği bir irade açıklar. Sözleşmede ise iki taraf karşılıklı olarak bağlanır ve taraflar tek başına dönemez.

Bu ayrımlar yalnızca teorik değildir; davanın türünü ve sonucunu doğrudan etkiler. İşlem gerçekte bağışlama sayılırsa, saklı paya ilişkin kurallar devreye girer ve mirasçılar korunur. Gerçek bir bakım sözleşmesi söz konusuysa, mirasçıların payı kural olarak etkilenmez. Bu nedenle işlemin niteliği, uyuşmazlığın kaderini belirleyen ilk sorudur.

Ölünceye Kadar Bakma Davalarında Hangi Mahkeme Görevlidir?

Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Muvazaa nedeniyle iptal, tenkis ya da sözleşmenin feshi talepleri bu mahkemede görülür. Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

Dava türünün doğru seçilmesi sürecin sağlığı için önem taşır. Mirasçı, somut olaya göre muvazaa nedeniyle iptal ya da saklı payın korunması için tenkis yoluna gidebilir. Yanlış dava türü ya da yetkisiz mahkeme tercihi, zaman kaybına ve hak kayıplarına yol açabilir. Bu yüzden talep, baştan doğru hukuki temele oturtulmalıdır.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Durumlar

Sıkça görülen bir tablo, alacaklının evini devrettikten kısa süre sonra vefat etmesidir. Bu durumda diğer mirasçılar, kısa süreli bakımı yeterli görmez ve muvazaa iddiasıyla dava açar. Mahkeme, bakımın süresinden çok niteliğine ve gerçekliğine bakar. Devir öncesi alacaklının sağlık durumu ve bakıma duyduğu gerçek ihtiyaç burada belirleyici olur.

Bir diğer örnek, bakım borçlusunun zamanla yükümlülüğünü savsaklamasıdır. Alacaklı, barınma ve bakım edimlerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek sözleşmeyi feshetmek isteyebilir. Böyle dosyalarda tanık beyanları, sağlık kayıtları ve harcama belgeleri öne çıkar. Edimin yapılmadığını gösteren somut deliller, alacaklının ya da mirasçılarının elini güçlendirir.

Bazı dosyalarda ise taraflar arasındaki güven, zamanla yerini anlaşmazlığa bırakır. Aynı evi paylaşan alacaklı ile borçlu geçinemez hâle gelebilir. Böyle durumlarda taraflar, hâkimden sözleşmenin sona erdirilmesini ve bakımın ömür boyu gelire çevrilmesini isteyebilir. Bu yol, ilişkiyi bitirip tarafları maddi olarak ayırmanın dengeli bir çözümü olabilir.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Sözleşmenin sağlıklı kurulması, ileride açılacak davaların çoğunu baştan önler. En sık yapılan hata, resmî şekle uyulmadan adi yazılı belgeyle yetinmektir. Bir diğer hata, tapu devrini hiçbir güvence koymadan, koşulsuz biçimde yapmaktır.

  • Sözleşmeyi mutlaka resmî şekilde, tanıklar huzurunda düzenleyin
  • Tapu devrinde yasal ipotek gibi güvence yollarını değerlendirin
  • Bakımın fiilen yapıldığını gösteren belge ve kayıtları saklayın
  • Edimler arasındaki dengeyi gözetin; açık oransızlıktan kaçının
  • Saklı paylı mirasçıların haklarını baştan hesaba katın

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, doğru kurulduğunda hem bakıma muhtaç kişiyi hem de bakımı üstleneni koruyan dengeli bir araçtır. Her dosyanın koşulları farklı olduğundan; şeklin, güvencenin ve mirasçı haklarının somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Merak Edilenler

Makale Hakkında S.S.S

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Sözleşme, geçerli olabilmesi için resmî şekilde, miras sözleşmesi biçiminde düzenlenir. Taraflar resmî memur önünde iradelerini açıklar ve iki tanık katılır. Aralarında imzalanan adi yazılı belge ya da sözlü anlaşma hüküm doğurmaz.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi İptal Edilebilir mi?

Edilebilir. Bakım borçlusu yükümlülüğünü ağır biçimde aksatırsa alacaklı sözleşmeyi feshedebilir. Taraflar bir arada yaşayamaz hâle gelirse hâkim sözleşmeyi sona erdirebilir ya da bakım borcunu ömür boyu gelire çevirebilir.

Mirasçılar Bakım Sözleşmesine İtiraz Edebilir mi?

Edebilir. Saklı paylı mirasçılar, malın gerçekte bağışlandığını ileri sürerek muris muvazaası nedeniyle iptal ya da tenkis davası açabilir. Mahkeme bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığını ve edimler arasındaki dengeyi inceler.

Tapu Devri Sözleşmeyle Aynı Anda mı Yapılır?

Şart değildir. Devir sözleşmeyle aynı anda yapılabileceği gibi ileri bir tarihe de bırakılabilir. Malını baştan devreden alacaklı, devrettiği taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahip olarak korunabilir.

Bakım Alacaklısı Borçludan Önce Ölürse Ne Olur?

Sözleşme kural olarak alacaklının ölümüyle sona erer. Bakım borçlusu alacaklıdan önce ölürse, alacaklı bir yıl içinde sözleşmenin kaldırılmasını isteyebilir ve devrettiği değeri sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ile Bağışlama Arasındaki Fark Nedir?

Bağışlamada mal karşılıksız geçer. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise malın karşılığı, ölüme kadar sürecek bir bakım edimidir. Bu yönüyle sözleşme ivazlı, yani karşılıklı bir işlemdir ve tek taraflı olarak geri alınamaz.

Yorumlar

0 yorum · Ortalama 0/5

0

0 değerlendirme

Bizi ArayınWhatsApp