Avukata Sor

Av. Aydın Aytuğ Hukuk Bürosu’nun Avukata Sor sayfası üzerinden hukuki sorularınızı bize iletebilir, İzmir’de sunduğumuz avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Uyuşmazlıklar, dava süreçleri ve hukuki haklarınız konusunda profesyonel destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sorunuzu Sorun

Hukuki sorunuzu aşağıdaki formu doldurarak bize iletin. En kısa sürede uzman avukatımız cevaplasın.

Kişisel verileriniz 6698 sayılı KVKK kapsamında korunmaktadır.

Sorulan Sorular

126 soru bulundu

S
Sevda İ.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim aldatıyor, ama ben zina davası açmadım. Öğrendiğimden beri 8 ay geçti, artık açamaz mıyım?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Zina (aldatma), TMK m. 161 ile düzenlenmiş özel bir boşanma sebebidir ve sıkı süre şartlarına tabidir. Zina sebebine dayalı dava açabilmek için iki süre birlikte geçerlidir: Aldatma olayını öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve zina olayının gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl. Bu süreler hak düşürücü süredir, yani zamanaşımı değildir; süre geçince hak tamamen düşer. Sizin durumunuzda 8 ay geçtiği için, artık zina sebebine dayalı özel boşanma davası açamazsınız. Ancak bu durum boşanamayacağınız anlamına gelmez. Aldatma olayı, TMK m. 166/1 kapsamındaki "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" genel sebebi için hâlâ delil oluşturur. Bu yolla dava açtığınızda: 6 aylık süre sınırı uygulanmaz, aldatma dahil tüm kusur delillerini sunabilirsiniz, maddi-manevi tazminat talep edebilirsiniz, yoksulluk nafakası alabilirsiniz. Aradaki tek fark şu: Zina ile açıldığında ek delil aramadan boşanma kararı verilir; genel sebeple açıldığında evlilik birliğinin sarsıldığının genel değerlendirmesi yapılır ama pratikte aldatma ispatlanırsa sonuç aynı olur. Ayrıca TBK m. 174/1 kapsamında aldatma eyleminde "zina suçunun" unsurları eksikse (örneğin cinsel ilişki tam ispatlanamıyorsa), yine genel sebebe başvurmak daha güvenli olabilir. Özetle: Süreyi kaçırdığınız zina davası artık açılamaz ama aldatma olayını evlilik birliğinin sarsılması davasında delil olarak kullanıp tüm haklarınızı talep edebilirsiniz.
G
Gökhan S.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim 7 aydır evi terk etti, geri dönmüyor. Terk nedeniyle boşanma davası açmak istiyorum, nasıl yaparım?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Terk sebebine dayalı boşanma davası TMK m. 164 kapsamında düzenlenmiştir ve belirli şartları gerektirir. Kanunda aranan şartlar şunlardır: Eşin haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk etmiş olması, bu terkin en az 6 aydan beri sürüyor olması, terk edilen eşin ihtar çekmiş olması, ihtarın tebliğinden itibaren 2 ay geçmesine rağmen dönülmemesi. Sizin durumunuzda terk süresi 7 ay; kural sağlanmış görünüyor. Ancak ihtar çekme adımı kritik: Terk sebebine dayalı dava açmadan önce eşinize noter aracılığıyla veya mahkeme kanalıyla "eve dön" ihtarı çekmelisiniz. İhtar içermesi gerekenler: Evlilik konutunun adresi, dönüş için tanınan 2 aylık süre, dönmemenin boşanma sebebi oluşturacağı uyarısı, nafaka ve kişisel eşya konuları. İhtar tebliğinden itibaren 2 ay geçtikten sonra hâlâ dönmemişse terk sebebine dayalı davayı açabilirsiniz. Toplam süre olarak baktığımızda: 4 ay evden ayrı yaşama + ihtar çekme + 2 ay bekleme = en az 6 ay sağlanır. Sizde 7 ay geçtiği için hemen ihtar çekip 2 ay daha bekledikten sonra (yaklaşık 9. ayın sonunda) davayı açabilirsiniz. Alternatif yol: TMK m. 166/1 evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile hemen dava açabilirsiniz; ihtar zorunluluğu yoktur, terk olayı kusur olarak kullanılır. Bu yol daha pratiktir. Terk davasının avantajı: Eşiniz ihtara rağmen dönmediyse kusurluluğu kolay ispatlanır ve tazminat-nafaka taleplerinizi destekler. İhtarı noterden çektirip, belgeleri saklayın. Bir avukatla görüşüp hangi yolun sizin için uygun olduğunu değerlendirin.
P
Pınar L.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim beni sürekli aşağılıyor, hakaret ediyor, ama fiziksel şiddet yok. Psikolojik şiddet boşanma sebebi sayılır mı?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Kesinlikle evet. Psikolojik şiddet, Türk hukukunda boşanma sebebi olarak tanınır ve hem 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'da hem de TMK m. 162 (pek kötü veya onur kırıcı davranış) ve m. 166/1 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) çerçevesinde değerlendirilir. Psikolojik şiddet kapsamına giren davranışlar: Sürekli hakaret, aşağılama, küçük görme, tehdit, sosyal izolasyona zorlama (aileyi ziyaret etmeyi engelleme), kontrol davranışları (telefon kontrolü, kıyafet seçimine müdahale), duygusal manipülasyon, gaslighting (gerçekliği sorgulatma), çocuklar önünde aşağılama, sürekli bağırma. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihadı, süreklilik arz eden psikolojik şiddeti ağır kusur olarak kabul eder ve maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmeder. İspat yöntemleri: Tanık ifadesi (komşu, aile üyeleri, arkadaşlar olayları duymuş olabilir), mesajlaşma kayıtları (hakaret içeren yazılı mesajlar en güçlü delil), ses ve video kayıtları (hukuka uygun elde edilmiş olmak şartıyla), psikiyatrik raporlar (tedaviniz veya tanınız varsa), sosyal medya paylaşımları (eşin size yönelik olumsuz paylaşımları), aile danışmanı/psikolog kayıtları. Pratik öneriler: Hakaret içeren mesajları ekran görüntüsüyle arşivleyin, psikoloğa gidip tedavi raporu alın, yakın çevreye olayları anlatın (tanık olabilirler), 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri başvurusu yapın (uzaklaştırma, iletişim yasağı). Dava açtığınızda tüm bu deliller psikolojik şiddetin süreklilik arz ettiğini gösterecek ve lehinize sonuç doğuracaktır.
D
Demet U.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşimin ailesi evliliğimize sürekli karışıyor, kaynanam günde 10 kere arıyor. Bu yüzden boşanma davası açabilir miyim?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Eş ailesinin evlilik birliğine sürekli ve aşırı müdahalesi, TMK m. 166/1 çerçevesinde boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir. Ancak önemli bir ayrım vardır: Doğal bir akrabalık ilgisi (ziyaret, telefon, fikir danışma) boşanma sebebi değildir; müdahale "aşırı ve evlilik birliğini tehdit edici" düzeyde olmalıdır. Boşanma sebebi oluşturabilecek davranışlar: Eşin ailesinin sürekli evinize habersiz gelmesi, eşinizin ailesinin yanında sizi küçük düşürmesi, eş ailesinin sizin hakkınızda dedikodu yayması, evin temizliği, yemek alışkanlıkları gibi konularda sürekli kaynana/kayınpeder müdahalesi, eşinizi aileye karşı sizin yerine seçmesi, eşin ailesinin kararlarına sizin haberiniz olmadan uyması. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarında, eş ailesinin müdahalesi karşısında eşin tavrı belirleyici kabul edilir. Eş, ailesinin müdahalesine rıza gösteriyor veya onu desteklemişse ağır kusurlu sayılır. Eğer eş "ben anneme karşı çıkamam" tavrında durup evlilik birliğini koruyamıyorsa, bu onun kusurudur, sadece ailesinin değil. İspat yöntemleri: Tanık ifadesi (komşular, ortak arkadaşlar), telefon arama kayıtları (günde 10 çağrı dökümü HTS kayıtlarıyla ispatlanabilir — mahkeme karar verirse operatöre yazı yazılır), mesaj kayıtları, aile dışı kişilerin ifadeleri. Somut olgular olmadan genel iddialar yeterli değildir. Günde 10 telefon araması, eşinizin aşırı aile kontrolü altında olduğunu gösterir ve evlilik birliğini tehdit eden bir durumdur. Telefon kayıtlarını saklayın, ailenizin müdahalesini gözlemleyen tanıkları not edin, dava açtığınızda bu delillerle ispat yapabilirsiniz.
O
Onur H.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim çalışmıyor, ev işlerine de ilgilenmiyor. Sürekli dizi izliyor. Bu boşanma sebebi olur mu?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Çalışmamak tek başına boşanma sebebi oluşturmaz; evlilik içerisinde her iki eşin de çalışma zorunluluğu yoktur ve ev içi emek de kanunen değerli sayılır (TMK m. 186/3). Ancak durumunuzda eşinizin "hem çalışmaması hem de ev işlerine ilgilenmemesi", yani aile ekonomisine ve günlük yaşama hiçbir katkı sağlamaması, TMK m. 185/2 ve m. 186/3 hükümlerinin açık ihlalidir. Kanun, eşlerin birliğin giderlerine "güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla" katılmasını emreder. Hem emek hem mali katkı yapmayan eş, evlilik yükümlülüklerini ihlal etmiş olur. TMK m. 166/1 evlilik birliğinin temelinden sarsılması çerçevesinde dava açabilirsiniz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin pek çok kararında, sürekli çalışmayan ve ev işlerine de katılmayan eşin ağır kusurlu sayıldığı görülür. Bu durum, evlilikte ciddi bir dengesizlik yarattığı için boşanma sebebi oluşturur. İspat için yapmanız gerekenler: Tanık bulun (aile, arkadaşlar, komşular eşinizin günlük yaşamını gözlemlemiştir), ev harcamalarınızın sadece sizin tarafınızdan karşılandığını gösteren banka hareketleri (fatura, market alışverişi dekontları), eşinizin iş aramadığına dair bilgiler (iş başvurusu yapmadığı, evden çıkmadığı), sağlık sorunu yoksa bunu belgeleyen bir rapor yokluğu. Dikkat: Eşiniz gerçek bir sağlık sorunu veya engel durumundan dolayı çalışamıyorsa (tıbbi belgelenmiş depresyon, kronik hastalık), kusurlu sayılmaz. Bu durumda da boşanma mümkündür ama "ağır kusurlu" olarak değil, evlilik birliğinin fiilen sürdürülemez olması sebebiyle. Eş eğer bilinçli olarak çalışmıyor ve sorumluluklarını üstlenmiyorsa, boşanma tazminat ve nafaka açısından lehinize sonuç verir.
M
Murat F.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim 2 yıldır benimle cinsel ilişkiye girmek istemiyor, hep bahane üretiyor. Doktora da gitmiyor. Bu boşanma sebebi sayılır mı?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Evet, eşin uzun süreli ve haklı sebep olmaksızın cinsel ilişkiden kaçınması, Türk hukukunda boşanma sebebi olarak kabul edilir. Cinsel ilişki, evlilik birliğinin temel unsurlarından biridir ve eşler birbirlerine karşı bu konuda makul beklentiler içindedir. TMK m. 185/2 evlilik birliğinin gereklerinin yerine getirilmesini emreder; cinsel yaşam bu gereklerden biridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihadında, eşin uzun süreli olarak cinsel ilişkiden kaçınması veya reddetmesi "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK m. 166/1) sebebi olarak kabul edilmiştir. 2 yıl uzun bir süredir ve genellikle mahkemeler için yeterli kabul edilir. Ancak bazı önemli ayrımlar vardır: Eşin cinsel ilişkiden kaçınması tıbbi bir sebebe dayanıyorsa (hormonal bozukluk, psikolojik travma, menopoz, hamilelik sonrası dönem, depresyon, ilaç yan etkileri) kusur sayılmaz. Eş tedavi olmayı reddediyorsa ve makul bir çözüm aramıyorsa (sizin durumunuzda doktora da gitmiyor), bu kez kusurlu sayılabilir. İspat zorluğu bu alanda önemli bir konudur; cinsel hayat özel alanda yaşanır, tanık genellikle yoktur. Pratik ispat yöntemleri: Karşılıklı mesajlaşmalarda cinsel hayata dair konuşmalarınız (eşinizin reddeden ifadeleri), aile terapisi veya çift danışmanlığı kayıtları, sizin bu konuda tıbbi inceleme yaptırmış olmanız (cinsel yetersizliğinizin olmadığını gösterir), tanık ifadesi (çok yakın aile üyeleri veya ortak arkadaşlar bazen bilgi sahibi olur). Eşinizle önce aile terapisti veya çift danışmanına gitmeye çalışın; bu hem evlilik kurtarma şansı hem de reddedilirse davada güçlü delil olur. Kusur ispatlandığında tazminat ve nafaka talepleriniz desteklenir.
E
Elif R.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim birkaç yıldır kumar oynuyor, maaşını neredeyse bahis sitelerine yatırıyor. Ev geçimi sarsıldı. Kumar bağımlılığı yüzünden boşanabilir miyim?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Eşin kumar bağımlılığı, Türk hukukunda çifte boşanma sebebi oluşturur. Birincisi, TMK m. 163 kapsamında "haysiyetsiz hayat sürme" özel sebebi olarak değerlendirilir; ikincisi, m. 166/1 evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihatlarında, süreklilik arz eden kumar ve bahis davranışını ağır kusur sayar, çünkü ailenin mali güvenliğini ve geleceğini tehdit eder. Sizin durumunuzda eşinizin yasadışı bahis sitelerine para yatırıyorsa ek olarak 7258 sayılı Kanun kapsamında suç işliyor olabilir; maaşının önemli bölümünü kaybetmesi de TMK m. 186/3 birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünün açık ihlalidir. İspat için toplayabileceğiniz deliller: Banka hesap hareketleri (bahis sitelerine yatırılan paraları gösteren dekontlar), eşinizin telefonundaki bahis uygulamaları (ekran görüntüleri — ancak hukuka uygun yolla elde edilmeli), kredi kartı ekstreleri, aile harcamalarının sadece sizin tarafınızdan karşılandığını gösteren belgeler, tanık ifadesi (arkadaşlar, akrabalar durumdan haberdarsa). Eşinizin bağımlılık tedavisine yönelmesi de belirleyici bir faktördür: Tedavi reddi kusuru ağırlaştırır, tedavi kabulü ise duruma göre değerlendirilir. Dava açarken maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talep etme hakkınız doğar. Ayrıca eşinizin mal kaçırma girişimi varsa, ihtiyati tedbir kararıyla banka hesapları ve gayrimenkuller üzerinde tasarruf yasağı konulabilir. Önce 6284 sayılı Kanun kapsamında ailenin ekonomik korunmasını sağlayacak tedbirler alıp sonra boşanma davasını açmanız, mali hakların korunması için önemlidir.
B
Barış İ.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim alkol bağımlısı, akşamları eve sarhoş geliyor ve kavga çıkıyor. Yıllardır böyle ama tedaviyi kabul etmiyor. Boşanma sebebi midir?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, eşin evlilik birliğini sürdüremez hale getiriyorsa ve tedaviyi reddediyorsa boşanma sebebi oluşturur. Bağımlılık tek başına kusur sayılmaz — sonuçta bir hastalıktır — ancak tedaviye başvurmama ve davranışın evlilik birliğini tehdit eder hale gelmesi kusur oluşturur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihatlarında, uzun süreli alkol bağımlılığı ve tedavi reddi ağır kusur olarak değerlendirilir, özellikle alkolün ardından yaşanan şiddet, hakaret, aile birlikteliğini bozan davranışlar varsa. Durumunuzda birkaç boşanma sebebi iç içe: TMK m. 166/1 evlilik birliğinin temelinden sarsılması; TMK m. 162 pek kötü veya onur kırıcı davranış (sarhoş halde çıkan kavgalar bu kapsamda olabilir); varsa TMK m. 163 haysiyetsiz hayat sürme. İspat için: Eşinizin alkol tüketim kayıtları (alınan şişeler, fişler), aile içi şiddet tutanakları (karakola gittiyseniz), tanık ifadesi (komşular sesleri duyar, akrabalar olayları görür), varsa darp raporları, polise çağrı kayıtları, tedaviye yönlendirme çabalarınız (sms/mesaj yazışmaları — "lütfen doktora git" gibi), sağlık kurumlarına yapılan başvurular. Önemli bir not: Alkollü eşin saldırganlaştığı durumlarda önce 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri (uzaklaştırma, silah yasağı, alkol yasağı) isteyin. Bu hem sizi korur hem de davaya güçlü delil olur. Çocuk varsa velayet sizde kalacaktır. Yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinizi destekler. Tedavi olmasını gerçekten isterseniz bir süre ayrılık yaşayıp sonrası koşullu barışma yapabilirsiniz, aksi halde boşanma en sağlıklı yoldur.
N
Neslihan C.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim hırsızlık suçundan ceza aldı, şu an cezaevinde. Cezaevindeki eşe boşanma davası nasıl tebliğ edilir, dava açabilir miyim?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Cezaevindeki eşe boşanma davası açmanın önünde hukuki bir engel yoktur; aksine bazı durumlarda süreç standart davalardan daha hızlı ilerler. TMK m. 163 kapsamında "küçük düşürücü suç işleme" özel boşanma sebebidir. Hırsızlık, bu kapsamda değerlendirilen bir suçtur. Eşiniz hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı varsa, bu kararı boşanma davasında delil olarak sunmanız yeterli olur; kusuru kendiliğinden ispatlanmış olur. Tebligat süreci: Dava dilekçesi mahkemeden doğrudan cezaevine (tutuklu/hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumuna) gönderilir. Cezaevi idaresi tebligatı eşinize teslim eder ve alındıya imza alarak mahkemeye iade eder. Eşinizin tebligatı almasıyla birlikte 2 haftalık cevap süresi işler. Eşiniz cezaevinde cevap dilekçesi yazabilir, avukata vekalet verebilir. Duruşmalar: Hükümlü veya tutuklu kişiler duruşmalara bizzat katılamaz ama mahkeme SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden video konferansla dinleyebilir. Uzun mahkumiyetlerde ise dava yokluğunda (gıyabında) görülür. Eşiniz avukat tutarsa savunma hakkını vekili aracılığıyla kullanır. Avantajlarınız: Kesinleşmiş mahkumiyet kararı sayesinde kusur ispatı için ekstra tanık dinlemenize gerek kalmaz. Boşanma nispeten hızlı sonuçlanır (6-12 ay arası). Maddi-manevi tazminat, yoksulluk nafakası, çocuk varsa iştirak nafakası ve velayet talepleri lehinize kararlaşır. Cezaevindeki eşin nafaka ödeme gücü sınırlı olacağı için tahsilat zorluğu yaşanabilir; ancak cezaevinden çıktıktan sonra birikmiş nafakalar talep edilebilir. Suçun iş hayatınıza ve çocuklarınızın psikolojisine etkisini de düşünerek ivedi bir avukatla görüşmeniz tavsiye edilir.
S
Serkan A.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim akıl hastası olduğu için tedavi görüyor ama 3 yıldır iyileşme yok. Bu nedenle boşanma davası açabilir miyim, hangi şartlar gerekiyor?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Akıl hastalığı, TMK m. 165 kapsamında özel boşanma sebeplerinden biridir ve sıkı şartlara tabidir. Bu sebebe dayalı boşanma açılabilmesi için üç koşul birlikte aranır: Eşin akıl hastalığı mevcut olmalı, hastalık nedeniyle ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelmiş olmalı, hastalığın tedavi edilemez nitelikte olduğunu gösteren resmi sağlık kurulu raporu bulunmalı. Sizin durumunuzda 3 yıllık tedaviye rağmen iyileşme olmaması, bu şartların sağlanmakta olabileceğini gösterir. Gerekli belgeler ve süreç: Resmi sağlık kurulu raporu (Sağlık Bakanlığı'na bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinden veya üniversite hastanelerinden alınır); eşinizin hastalığının adı, seyri, tedavi edilebilir olup olmadığı ve iş göremezlik durumu raporda net belirtilmeli; hastalığın evlilik birliğini nasıl etkilediğine dair anlatımınız (eşiniz ani öfke nöbetleri geçiriyor mu, çocuklarla ilgilenebiliyor mu, günlük yaşam düzeni sağlayabiliyor mu). Bazı önemli noktalar: Eşinizin akıl hastalığı kısıtlılık kararına yol açtıysa ve vasi atanmışsa, dava vasiye yönlendirilir. Hastalık tedavi edilebilir ise TMK m. 165 sebebiyle dava açılamaz; o zaman TMK m. 166/1 genel sebebe dayanmak gerekir. Bu durumda "evlilik birliğinin fiilen sürdürülemez hale geldiği" değerlendirilir. Hastalık nedeniyle boşanmada eşinize kusur yüklenemez, dolayısıyla ağır maddi-manevi tazminat söz konusu olmaz; ancak yoksulluk nafakası hakkınız doğabilir. Çocuk varsa velayet büyük olasılıkla size verilir, çünkü hasta eş çocuk bakımını sağlayamaz. Dava açmadan önce bir psikiyatrist ve aile hukuku avukatıyla birlikte durumu değerlendirip en uygun yolu seçmek önemlidir.
Bizi ArayınWhatsApp