Avukata Sor

Av. Aydın Aytuğ Hukuk Bürosu’nun Avukata Sor sayfası üzerinden hukuki sorularınızı bize iletebilir, İzmir’de sunduğumuz avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Uyuşmazlıklar, dava süreçleri ve hukuki haklarınız konusunda profesyonel destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sorunuzu Sorun

Hukuki sorunuzu aşağıdaki formu doldurarak bize iletin. En kısa sürede uzman avukatımız cevaplasın.

Kişisel verileriniz 6698 sayılı KVKK kapsamında korunmaktadır.

Sorulan Sorular

126 soru bulundu

T
Taner S.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Boşanma davamı açmadan önce eşim banka hesaplarından para çekiyor ve kardeşine aktarıyor. Mal kaçırıyor gibi. Nasıl engellerim?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Eşinizin mal kaçırma girişimi, boşanma davalarının en sık karşılaşılan ciddi sorunlarından biridir. Özellikle boşanma konuşmaları başladığında bazı eşler varlıklarını koruyabileceklerini düşünerek kardeş, anne-baba, arkadaş gibi güvendikleri kişilere devir yapmaya başlar. Türk hukukunun bu tür durumlarda çeşitli koruma araçları vardır. Birinci adım — ihtiyati tedbir kararı: HMK m. 389 ve TMK m. 199 çerçevesinde derhal ihtiyati tedbir başvurusu yapın. Boşanma davasıyla birlikte veya hatta boşanma öncesi aile mahkemesine başvurarak: Eşinizin banka hesapları bloke edilebilir; kredi kartı harcamalarına sınır konulabilir; belirli miktar üstü para çekmelerine mahkeme onayı gerektirmesi düzenlenebilir; gayrimenkuller üzerine tedbir konulabilir (satılmaması için); araçların satışı engellenebilir; şirket hisseleri üzerine tedbir. Başvuru belgeleri: Dilekçe, mal kaçırmanın somut kanıtları, varsa acil tedbir gerekçesi ("karar olana kadar geçecek sürede başka mal çıkaracak"), tapu kayıtları, banka hareket bilgileri (varsa). Aile mahkemesi genelde 1-7 gün içinde karar verir. İkinci adım — aile konutu şerhi: TMK m. 194/3 çerçevesinde evinizin tapu kaydına aile konutu şerhi koydurun. Bu şerh evin eşinizin rızası olmadan satılmasını, devredilmesini, ipotek edilmesini engeller. Hemen tapuya başvurursanız 1-2 gün içinde işlem yapılır. Üçüncü adım — muvazaa davaları (danışıklı işlem iptali): Eşiniz zaten kardeşine, ailesine para veya mal devretmişse, bu devirlerin geçersiz sayılması için dava açabilirsiniz. TBK m. 19 muvazaa (görünürde geçerli ama gerçekte yapılmamış işlemler) hükümlerine göre, eşin kötü niyetli devirleri iptal edilebilir. Kardeşine para transferi eğer "hediye" veya "borç ödeme" diyerek yapılmışsa ve bunu makul açıklayamıyorsa, boşanma davasında muvazaa kapsamında görülür. Dördüncü adım — suç duyurusu: Eğer eşiniz ortak mülkünüzü kötü niyetle devrediyor veya sizi mağdur ediyorsa TCK kapsamında suç da olabilir (dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma). Delil toplama: Hızla toplayın: Banka hesap hareketleri (elinizde erişim varsa) — eşinizin ortak hesaba erişim varsa banka dekontları alın; tapu sorgusu — eşinizin adına kayıtlı gayrimenkuller; araç kayıtları; şirket ortaklıkları (Ticaret Sicil'den); WhatsApp, e-posta, sosyal medya — eşinizin mal kaçırma planlamalarını gösteren yazışmalar; tanık ifadesi — konuşmaları duyan aile üyeleri, arkadaşlar; çocukların duyduğu şeyler (yaşına uygun). Mahkeme kanalıyla bilgi çekilmesi: Dava içinde Bankalar Birliği'nden tüm hesapların sorgusu, tapu müdürlüğünden gayrimenkul araştırması, trafikten araç kayıtları, SGK'dan gelir durumu, MASAK'tan şüpheli işlem sorgusu istenebilir. Bunlar resmi kanallardan gelir ve %100 güvenilir delildir. Zaman kritik: Mal kaçırma ne kadar çok gecikirse, devir işlemleri o kadar çok yapılır ve geri alınması zorlaşır. Boşanma davasını açmadan önce bile ihtiyati tedbir başvurusu yapabilirsiniz — dava 2 hafta içinde açılmalı yoksa tedbir düşer. Pratik öneri: Şimdi — hiç zaman kaybetmeyin, bir aile hukuku avukatıyla ACİLEN görüşün. İhtiyati tedbir başvurusu bu hafta içinde yapılmalı. Delil topluyorsunuz görüntüsünü verin ama eşinizin şüphelenmesini engelleyin — mal kaçırmayı hızlandırabilir. Aile konutu şerhi bugün-yarın içinde konabilir — en basit ve hızlı koruma. Bir ay kaybetmek demek, 500 bin - 2 milyon TL kayıp demek olabilir. Uzman desteği şart.
Y
Yasemin C.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Boşanma davasında nafaka miktarını hakim nasıl belirliyor? Hangi kriterlere bakıyor?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Hâkim nafaka miktarını belirlerken tek bir formül uygulamaz; birçok faktörü bir arada değerlendirerek hakkaniyetli bir miktar tespit eder. Temel olarak nafakanın amacı, nafaka alan eşin temel yaşam standartlarını korumaya yetecek destek sağlamaktır. Belirleyici faktörler: Birinci — nafaka yükümlüsünün mali durumu: Net gelir (maaş, emekli aylığı, serbest meslek geliri, kira, temettü vb.); sabit giderler (konut, bakım sorumlulukları); mal varlığı (gayrimenkul, araç, mevduat); diğer bağımlılar (çocuk sayısı, bakım yükümlülükleri). SGK kayıtları, vergi beyanları, banka dökümleri incelenir. İkinci — nafaka alan eşin ihtiyacı: Barınma gideri (kira veya konut); temel ihtiyaçlar (gıda, giyim, ulaşım); sağlık giderleri; varsa çocuk bakım giderleri; yaşlılık ve eğitim masrafları. Üçüncü — evlilik sırasındaki yaşam standardı: Evlilikte kurulmuş standart, boşanma sonrasında da belirli ölçüde korunmaya çalışılır. Lüks bir yaşam standardı varsa, nafakayla bu düşürülmez ancak aynen yansıtılmaz. Dördüncü — kusur durumu: Yoksulluk nafakası için eşin "daha az kusurlu" olması gerekir. Ağır kusurlu eşe yoksulluk nafakası verilmez ama iştirak nafakası kusur şartına tabi değildir. Beşinci — evlilik süresi: Uzun süreli evliliklerde nafaka daha yüksek ve süresiz olabilir; kısa evliliklerde daha düşük ve süreli. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin genel yaklaşımı: Nafaka yükümlüsünün net gelirinin %15-30 oranında bir kesinti; çocuk başına ayrı iştirak nafakası (yaklaşık %15-20 oranında); yoksulluk nafakası eşin temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde. Toplam nafaka (yoksulluk + iştirak) maaşın %50'sini aşmayacak şekilde dengelenir (İİK m. 83 kesintisi sınırı da %50). Güncel miktarlar (2026): Asgari nafaka miktarı yasal olarak belirlenmemiştir; ancak uygulamada: Asgari ücretle çalışan biri için iştirak nafakası 2000-4000 TL civarında; orta gelirli bir eş için yoksulluk nafakası 5000-15000 TL arası; yüksek gelirli eşler için daha yüksek rakamlar. Yıllık TÜFE artışı otomatik uygulanır. İspat için: Eşinizin gerçek gelirini ve mal varlığını ispat etmek için Bankalar Birliği sorgusu, SGK ve vergi dairesi kayıtları çok önemli. Sadece maaş değil, tüm gelirler dikkate alınır. Pratik öneriler: Dava dilekçenizde net bir miktar talep edin ("aylık 10.000 TL yoksulluk nafakası" gibi) ve TÜFE artış maddesini ekleyin. Talebinizin altında miktar talep etmek yerine gerçekçi bir miktar belirleyin. Kendi ihtiyaçlarınızı somut kalemlerle gösteren bir bütçe hazırlayın (kira, faturalar, gıda, ulaşım, sağlık) — ikna edici olacaktır. Nafaka miktarı hâkimin takdirindedir ancak belgelerinizin kuvveti bu takdiri etkiler.
T
Türkan B.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Ben ev hanımıyım, çalışmadım hiç. Yoksulluk nafakası alacak mıyım? Şartları nelerdir?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Ev hanımı olup hiç çalışmamış olmanız, yoksulluk nafakası alma hakkınızı kuvvetlendirir. TMK m. 175 yoksulluk nafakasını düzenler ve şartları oldukça sizin durumunuza uygundur. Yoksulluk nafakasının şartları: Birinci şart — boşanma yüzünden yoksulluğa düşmek: Boşanma sonrası geçiminizi sağlayamayacak durumda olmalısınız. Çalışmamış olmanız, şu an iş bulamayacak olmanız, yaşınızın ileri olması bu kriterleri destekler. İkinci şart — daha az kusurlu olmak: Yoksulluk nafakası alan eşin boşanmada diğer eşten daha az kusurlu veya kusursuz olması gerekir. Ev hanımısınız ve aileye ev içi emek ile katkı yaptınız; eşinizin kusurlu davranışları (aldatma, şiddet, ilgisizlik) tarafınızdan ağır kusurlu sayılacak değil. Üçüncü şart — nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün olması: Eşiniz düzenli gelire sahip ve nafaka ödeyebilecek durumda olmalı. Sizin durumunuzda avantajlar: Ev hanımı olduğunuz için çalışma hayatından uzak kalmışsınız — hemen iş bulamazsınız. Bu "boşanma yüzünden yoksulluğa düşme"nin tipik örneğidir. Evlilik süresince ev içi emek ile aileye katkı yaptınız — bu kusur değil tam aksine eşinizin çalışmasını kolaylaştıran emek. Çocuk yetiştirdiyseniz, eşinizin kariyerine dolaylı katkı sağladınız. Bu da nafakayı destekler. Nafakanın miktarı: Kendi tıbbi, barınma, gıda ihtiyaçlarınızı karşılayacak düzeyde olmalıdır. Eşinizin gelirinin yaklaşık %20-40 civarında bir oran olabilir, koşullara bağlıdır. Yaşınız ileriyse (50+) ve iş bulma ihtimali düşükse, nafaka kalıcı (süresiz) olarak verilir. Nafakanın süresi: TMK m. 175/1 yoksulluk nafakasının "süresiz" olabileceğini öngörür. Özellikle uzun süreli evliliklerde (20+ yıl) ve ileri yaşta eşler için süresiz nafaka sık verilir. Genç ve kısa evliliklerde süreli olabilir (örneğin 5 yıl gibi). Nafakanın sona ermesi: Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi, fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluktan kurtulması, ölmesi hallerinde sona erer. Sadece çalışmaya başlamak tek başına yoksulluk nafakasını kaldırmaz — özellikle asgari ücret civarı gelir, "yoksulluk sınırından kurtulma" sayılmaz. Nafaka artırımı: Enflasyon sebebiyle her yıl TÜFE oranında otomatik artar. Bu dışında ek ihtiyaçlarınız doğarsa (sağlık sorunu, enflasyon çok yüksek gitti) artırım davası açabilirsiniz. Pratik adımlar: Dava dilekçenizde somut gıda, barınma, sağlık bütçeniz ile yoksulluk nafakası talep edin — 15.000 TL, 20.000 TL gibi. Eşinizin gerçek gelirini ispat için mahkeme kanalıyla SGK, banka, vergi sorgu isteyin. TÜFE artış maddesini eklemeyi unutmayın. Eşinize karşı ağır kusurlu olmadığınızı gösterin (ev hanımı olarak ailenize destek oldunuz). Bir aile hukuku avukatıyla çalışın — nafaka miktarını maksimuma çıkarmak için deneyim gerekir.
G
Gülsen T.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eşim işsiz, ben çalışıyorum. Boşanırsak ben ona nafaka mı ödeyeceğim, erkek nafaka alır mı?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Türk hukukunda nafaka cinsiyete bağlı değildir. TMK m. 175 yoksulluk nafakası ve m. 182 iştirak nafakası için "kadın" veya "erkek" ayrımı yapmaz — "eş" ve "velayet dışı ebeveyn" kavramları kullanılır. Dolayısıyla erkek de şartları sağladığında nafaka alabilir. Erkek için yoksulluk nafakası şartları: Kadın için olanla tamamen aynıdır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş olması, eşinden (siz) daha az kusurlu olması, eşinin (sizin) ödeme gücünün olması. Eşiniz işsizse ve çalışmıyorsa: İşsizliğin sebebi önemli — iradi olarak çalışmıyor mu, yoksa iş bulamıyor mu? Sağlık sorunu var mı, eğitim düzeyi nasıl, iş aramaya çaba gösteriyor mu? Eğer eşiniz gerçek anlamda iş bulamayan bir birey ise yoksulluk nafakasına hak kazanabilir. Tembellik gerekçesi olarak değerlendirilirse kusurlu sayılır ve nafaka alamaz. Yargıtay yaklaşımı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi son yıllardaki kararlarında erkek nafaka alma hakkını eşit olarak tanıyor. 2010'lardan itibaren bu tür kararlar artış göstermiştir. Emsal örnekler: Engel raporu olan erkek eş nafaka almış; iş göremez sağlık durumu olan erkek; uzun süredir ev içi emek gösteren erkek (çocuk bakımı, ev işleri yapan); büyük yaş farklı evlilikte daha yaşlı ve emekli olmayan erkek. Sizin pozisyonunuz: Eşinizin işsizliğinin sebebi ve kusurlu olup olmadığı önemli. Kusur durumları — eşinizin boşanmaya sebep olan ağır kusurlu davranışları varsa (aldatma, şiddet, ilgisizlik) yoksulluk nafakasını zaten alamaz. Eğer kusursuz veya az kusurlu ise: İş bulma ihtimali değerlendirilir; eşiniz ne kadar süre çalışıyordu, ne yapabilir; yaşı, eğitimi, becerileri. Bu unsurlar mahkeme tarafından değerlendirilir. Ödeme miktarı: Sizin gelirinizin %10-25 arası bir miktar uygun olabilir. Yüksek gelirli değilseniz nafakanın miktarı da sınırlı kalır. Çocuğunuz varsa ayrıca iştirak nafakası — velayet size verilirse eşiniz, eşinize verilirse siz ödeyeceksiniz. Ancak iştirak nafakasının asıl alıcısı çocuktur. İştirak nafakasında kusur yok: Çocuk için nafaka, ebeveynin kusuruna bakılmadan ödenir. Dolayısıyla çocuk velayeti eşinizdeyse ve siz ağır kusurlu çıksanız bile iştirak nafakası ödemekle yükümlü olursunuz. Pratik öneri: Kendi hesaplamalarınızı yapın — net gelirinizin %20-30'u civarında bir nafaka ödeyebileceğinizi kabul etmeye hazırlanın. Eşinizin iradi olarak çalışmadığına dair delil toplayın (iş aramadığı, reddettiği teklifler). Eşiniz kusurlu olsa bile çocuk nafakasından kaçamayacağınızı bilin. Dava stratejisini bir aile hukuku avukatıyla kurmak, hem haklarınızı koruyacak hem de maliyetlerinizi optimize edecek.
T
Tamer H.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Ben nafaka ödüyorum ama işimi kaybettim. Nafakayı indirebilir miyim veya durdurabilir miyim?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Ödeme gücünüz değiştiğinde, nafaka azaltım veya kaldırma davası açabilirsiniz. TMK m. 176/4 ve m. 331 çerçevesinde tarafların mali durumunun değişmesi halinde nafaka miktarının yeniden belirlenebileceğini düzenler. Nafaka azaltım/kaldırma davasının gerekçeleri: İşsiz kalma (dava açtığınız durum); gelirinin önemli oranda azalması; sağlık sorunları nedeniyle gelir kaybı; yeni evlilik ve yeni çocuklarla ekonomik yük; emekliye ayrılma ve gelir düşüşü; ticari iflas, şirket kapanması. Sizin durumunuzda: İşsiz kalma güçlü bir gerekçedir. Nafaka indirimi (belirli süreyle) veya askıya alma (geçici olarak) talep edebilirsiniz. Dava açarken strateji: Birinci — nafaka askıya alma (durdurma): İşsizlik süresince tamamen durdurma talebi. İşsizlik maaşı alıyorsanız veya başka destek varsa daha düşük kabul edilebilir. İkinci — nafaka indirimi: İşsizlik süresince veya yeni bir işe girene kadar miktarın azaltılması. Örneğin 10.000 TL'den 3.000 TL'ye indirilmesi gibi. Üçüncü — nafaka kaldırma: Tamamen kaldırma ancak çok zor gerekçelerle mümkün. Uzun süreli işsizlik, sağlık sorunu, ağır ekonomik durum varsa olabilir. Dava süreci ve zorunlu arabuluculuk: Nafaka davaları için arabuluculuk ZORUNLUDUR (2024 değişikliği). Önce arabulucuya başvurursunuz, anlaşma olmazsa "anlaşmazlık tutanağı" ile dava açabilirsiniz. Sürenin başlangıcı: Dava tarihinden itibaren nafaka miktarında değişiklik geçerlidir — yani geriye dönük azaltım yapılmaz. Açıldığı anda mahkeme karar verirse o günden itibaren. Dolayısıyla beklemek geçmişte ödediğiniz nafakayı geri alma şansınızı ortadan kaldırır — hemen dava açın. Mahkemenin değerlendirmesi: İşsizliğin gerçek ve mecburi olması (ödeme gücünüzü azaltma kötü niyetle yapmadığınızı gösterin); iş arama çabalarınız (İŞKUR başvurusu, iş ilanları); mevcut ekonomik durumunuz (tasarruf, aile desteği); nafakayı ödemek için alternatif kaynaklar yok mu (araba satışı, mal varlığı kullanımı); alan eşin ekonomik durumu (o da çalışıyor mu, başka gelir kaynağı var mı). Delilleriniz: İşten çıkarma belgesi (kıdem tazminatı hesabı); SGK hizmet dökümü (geçmiş gelir kayıtları); banka hareketleri (tasarrufun bitme süresi); İş başvuruları (iş aradığınızın kanıtı); eğer kendi işiniz varsa iflasa ilişkin belgeler. Nafakayı ödememenin sonuçları: "Artık ödeyemem" diye tek taraflı karar vererek ödememek sizi hukuken zor duruma sokar. Üç aydan fazla ödememe durumunda İİK m. 344 disiplin hapsi. Hemen dava açmak en iyisi. Pratik öneri: Hemen arabuluculuk başvurusu yapın (ASPB Arabuluculuk Daire Başkanlığı'ndan); paralel olarak da nafakanın "geçici olarak askıya alınması" için mahkemeye ayrı dilekçe verebilirsiniz (ihtiyati tedbir niteliğinde). İşsizlik süreniz uzarsa kalıcı indirim alabilirsiniz; iş bulduğunuzda nafaka tekrar güncellenir. Bir avukatla çalışmak mahkemede doğru argümanları sunmak için değerlidir.
C
Cengiz B.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Eski eşim benden nafaka alıyor, ama onun şimdi yeni bir ilişkisi var ve adamla aynı evde yaşıyor. Nafakayı kesebilir miyim?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Eski eşinizin başka biriyle fiilen birlikte yaşaması, TMK m. 176/3 uyarınca yoksulluk nafakasının kaldırılması için ciddi bir sebeptir. Kanun bu durumu "evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama" olarak adlandırır. Nafakanın kaldırılmasının dayanakları (TMK m. 176/3): Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi, nafaka alan eşin evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, nafaka alan eşin yoksulluğunun ortadan kalkması, nafaka alan eşin haysiyetsiz hayat sürmesi. "Fiilen evli gibi yaşama" ne demektir: Sadece aynı evde yaşamak yeterli değildir. Yargıtay içtihatlarına göre unsurların bir arada bulunması gerekir: Sürekli ve uzun süreli birliktelik (kısa süreli ilişki yetmez, genelde 1 yıldan fazla); ortak ekonomik yaşam (giderler paylaşılıyor, birlikte alışveriş yapılıyor); ortak sosyal yaşam (arkadaşlara çift olarak görünme, ortak etkinliklere katılma); duygusal bağlılık ve yakınlık; çift gibi kamuoyu algısı; varsa ortak çocuk sahibi olma. Sadece aynı evde kalmak (oda kiralayan ev arkadaşı gibi) bu kapsama girmez. İspat yöntemleri: Fiili birliktelik iddiasının ispatı kolay değildir ama olanaklıdır. Kullanılabilecek deliller: Aynı adres kaydı (MERNİS veya ikametgah); sosyal medya paylaşımları (çift olarak fotoğraflar, tatil, etkinlik); tanık ifadesi (komşular, apartman görevlisi, ortak arkadaşlar, akrabalar); ortak banka hesabı veya ortak faturalar; tatil rezervasyonları, seyahat kayıtları; beraber otel konaklamaları; ortak mal alımları; sosyal çevrenin onları çift olarak tanıması. Özel detektif raporları da kullanılabilir ancak hukuka uygun yolla elde edilmiş olmalı — kamuya açık alanda gözlem, sosyal medya taraması yasaldır; özel alanların gizli kaydı değil. Mahkeme süreci: Aile mahkemesine "nafakanın kaldırılması" davası açarsınız. Delilleri sunarsınız. Mahkeme tanık dinler, belge inceler. Karar genellikle 6-12 ay içinde verilir. Boşanma sonrası açıldığı için arabuluculuk zorunluluğu yoktur ("nafaka artırımı/azaltılması"ndan farklı bir konu). Dava kararının etkisi: Mahkeme nafakanın kaldırılmasına karar verirse, karar tarihinden itibaren ödeme yükümlülüğünüz sona erer. Geriye dönük ödediğiniz nafakayı geri alamazsınız (bu kanunun bir eksikliği; mahkeme kararına kadar ödemek zorunda kalırsınız). İşin sıkı yanı: İspat yükü sizde — "fiilen evli gibi yaşıyor" iddianızı delillendirmelisiniz. Zayıf delil varsa dava reddedilebilir. Özellikle tanık ifadelerinin somut olaylarla desteklenmesi önemlidir. Pratik stratejiler: Önce kendi başınıza bilgi toplayın — sosyal medyasından paylaşımları, ekran görüntüleri alın (tarihli); çevrenizdeki ortak tanıdıklardan bilgi alın; adres kayıtlarını kontrol edin (sosyal medyada "check-in", ortak ev fotoğrafları); mümkünse aynı evde yaşadıklarını kanıtlayan bir kaç ay boyunca gözlem yapın. Yeter delil topladığınızda bir avukatla görüşün ve nafakanın kaldırılması davası açın. Bu dava başarı olasılığı genel olarak yüksektir eğer deliller güçlü ise — yanınızda detaylı belgelerle başvurmak kritik.
S
Sibel A.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Çocuğum 18 yaşına bastı, üniversitede okuyor. Eski eşim nafakayı kesti, okul sürerken nafaka ödemeli değil miydi?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Çocuğun 18 yaşına girmesiyle iştirak nafakası (TMK m. 182) otomatik olarak sona erer. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, yardım nafakası (TMK m. 328/2 ve m. 364) çerçevesinde nafaka yükümlülüğü sürebilir. Bu önemli bir ayrımdır. İştirak nafakası ile yardım nafakası farkı: İştirak nafakası (TMK m. 182) — velayet dışı ebeveynin, velayet sahibi ebeveyne çocuk için ödediği nafaka. 18 yaşla sona erer. Yardım nafakası (TMK m. 328/2, m. 364) — ergen çocuğun bizzat ebeveynlerinden talep ettiği, eğitim süresince ödenen nafaka. Çocuğun kendi hakkıdır. Otomatik geçiş yoktur: İştirak nafakasının yardım nafakasına kendiliğinden dönüşmesi söz konusu değildir. Çocuğunuzun bizzat dava açıp yardım nafakası talep etmesi gerekir. Babanın nafakayı kesmesi teknik olarak yasal, çünkü iştirak nafakası bitmişti. Yardım nafakası için ne yapılmalı: Çocuğunuzun yapması gereken işlemler — yerleşim yerinde aile mahkemesinde yardım nafakası davası açması; arabuluculuğa önce başvurması (zorunlu arabuluculuk kapsamında); eğitime devam ettiğini belgeleyen öğrenci belgesi, transkript, devam durumu yazısı; ekonomik durumunu gösteren belgeler (kendi geliri, harçlık, burs vs.); ebeveynin ekonomik durumunu gösteren belgeler (eşim mahkeme kanalıyla alır). Yardım nafakasının şartları: Çocuğun eğitimine aktif olarak devam ediyor olması (kayıtlı ve derslere devam ediyor); çocuğun kendi ekonomik gücünün yetersiz olması (harçlık, burs, kısmi çalışma yetmiyor); ebeveynin nafaka ödeme gücünün olması. Her üç şart da sağlanırsa yardım nafakası verilir. Miktar: Çocuğun ihtiyaçları (kira, yemek, ulaşım, eğitim, sağlık) ve ebeveynin gelirine göre belirlenir. Üniversite öğrencisi için kira varsa daha yüksek, ailesiyle yaşıyorsa daha düşük olur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, üniversite öğrencileri için yardım nafakasını oldukça geniş yorumlar. Genelde eğitim bitene kadar devam eder. Dava süreci: Arabuluculuk başvurusu (30 gün), anlaşma olmazsa dava açılır, öğrenci belgesi, harcama belgeleri sunulur, eğitim durumu onaylanır, karar genelde 4-8 ay içinde çıkar. Önemli not: Dava açılma tarihinden itibaren nafaka geçerli olur — geriye dönük talep edilemez. Çocuğunuz ne kadar geç başvurursa o süreyi "kaybetmiş" olur. Yaklaşık olarak baba nafakayı kesmişse derhal yardım nafakası davasına başlamak lazım. Baba itirazı: Eski eşiniz "artık çocuk büyüdü, kendisi çalışmalı" diyebilir. Ancak eğitim devam ediyorsa bu argüman yetersizdir. Üniversite 4 yıl, bazen yüksek lisans dahil — nafaka sürer. Yardım nafakasının sona ermesi: Çocuk eğitimini tamamladığında (mezuniyet), çocuğun tam zamanlı işe girip geçimini sağladığında, çocuk evlenirse, çocuk askere giderse (bedelli veya temel) — nafaka sona erer. Pratik öneriler: Çocuğunuz yetişkin olduğu için davayı kendisi açmak zorunda, siz açamazsınız. Ancak ona destek olabilirsiniz. Avukat tutmak için ekonomik sıkıntı varsa, baroya adli yardım başvurusu yaparak ücretsiz avukat alabilir. Eğitim belgelerini hazırlayın, ihtiyaçlarının somut listesini çıkarın. Hızlı hareket edin — her ay geçen süre kayıp nafakadır.
A
Ayhan Z.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Boşanmada ziynet eşyaları ve altınları mahkeme nasıl bölüyor? Düğünde takılanlar kimin oluyor?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Ziynet eşyaları (altın, mücevher, değerli takılar) boşanmada özel bir statüye sahiptir. Kim takıldı sorusu değil, kime takıldığı belirleyicidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadı ve yeni Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları ziynet meselelerini net şekilde düzenlemiştir. Temel ilke: Düğünde kadına takılan ziynetler kadının kişisel malıdır (TMK m. 220/2 kişisel mal hükmü). Kim takmış olursa olsun (erkek tarafı, kendi ailesi, arkadaşlar) — kadın adına takılmış sayılır ve onun malıdır. Düğünde erkeğe takılanlar (genelde saat, altın) erkeğin kişisel malıdır. Ziynetlerin pratik akıbeti: Boşanma sırasında ziynetlerin nerede olduğu önem kazanır. Üç temel senaryo: Birinci — ziynetler kadındadır: Kadın onları yanında tutar. Erkek tarafı veya eşi müdahale edemez. İkinci — ziynetler erkekte veya bir yerde saklıdır: Kadın iade talep eder. Erkek vermezse ziynetin iadesi davası açılabilir. Üçüncü — ziynetler satılmış veya dönüştürülmüştür: Değerinin karşılığı talep edilebilir. Yaygın sorun: Evlilik sırasında eşler birlikte altınları bozdurup ev, araba, yatırım yaptılarsa, kadının ziynetleri "ortak mal" haline geliyor mu? Yargıtay'ın yaklaşımı: Altın kimin adına takıldıysa onun kişisel malıdır ancak karşılıklı iradeyle bozdurulup ortak alışverişe harcandıysa, kullanım şeklindeki mutabakat önemli olur. Kadın altını kendi rızasıyla bozdurmuş ve ortak gaye için kullanmışsa, bu "kişisel mal"ın ortak mala dönüşmesi sayılır ancak tam olarak böyle değerlendirilmez — kadın genellikle altınların değerini geri alma hakkına sahip olur. Ziynet iadesi davası: Eğer erkek ziynetleri elinde tutuyor ve iade etmiyorsa, kadın ayrı bir dava açabilir. Genellikle boşanma davasıyla birlikte talep edilir. Mahkeme ziynetin türü, ağırlığı, değerini inceler (düğün fotoğrafları, tanık ifadesi, kuyumcu kaydı). Değer güncel altın fiyatları üzerinden hesaplanır. İspat yöntemleri: Düğün fotoğraf ve videoları (altınların takıldığı anlar); tanık ifadesi (düğüne katılan aile, arkadaşlar); kuyumcu faturası (eğer kuyumcudan alındıysa); hediyeyi yapan akrabaların tanıklığı; sosyal medya düğün paylaşımları. Günümüzde tartışmalı durumlar: Altının hangi tarafa ait olduğunun netleştirilmesi zorluğu. Düğünde takılan altınların "hediye" olduğu, dolayısıyla yarı yarıya olması gerektiği iddiaları — bunlar Yargıtay tarafından kabul edilmemiş, kadın tarafına ait olduğu içtihadı sabittir. Düğünde erkeğin yakasına takılan altın saat veya bilezik — erkeğin malı, kadın talep edemez. Ortak hediyeler (takıyı ortak olarak sunan aile için) — mal rejimi tasfiyesinde değerlendirilir. Kadının değerini hesaplama: Altın türüne göre (reşat, çeyrek, yarım, tam, bilezik, gerdanlık); gram hesabıyla; olay tarihindeki değil, dava tarihindeki altın fiyatıyla. Yargıtay "değeri dava tarihindeki" diye kabul eder. Pratik adımlar: Düğün kayıtlarınızı saklayın (fotoğraf, video). Altınları mümkün olduğunca kendinize bırakın — kuyumcu kasasına veya güvenli yere. Eğer eşinizde ise yazılı olarak iade talep edin ("şu tarihte yapılan düğünde bana takılan şu altınların iadesini istiyorum") — cevap gelmezse dava açın. Dava değer yüksekse veya delil eksikse bir avukat çalışmak kritiktir.
O
Onur B.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:2001 yılında evlendik. Mal paylaşımı nasıl olur bizde? Edinilmiş mallar rejimi bize uygulanır mı?

AA
Av. Aydın Aytuğ
2001 yılında evlendiğiniz için önemli bir ayrım var. Türkiye'de mal rejimi 1 Ocak 2002'de köklü biçimde değişti. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (bugünkü TMK) o tarihte yürürlüğe girdi ve yasal mal rejimini "edinilmiş mallara katılma rejimi" olarak belirledi. Öncesi ise "mal ayrılığı rejimi" uygulanıyordu. Sizin durumunuz: 2001'de evlendiğiniz için 1 Ocak 2002'ye kadar mal ayrılığı rejimi, o tarihten itibaren edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu iki rejim farklı sonuçlar doğurur. Mal ayrılığı rejimi dönemi (1 Ocak 2002 öncesi — sizin için 1 yıl kadar): Her eş kendi edindiği malın sahibidir; paylaşım yoktur; diğer eşin bunlar üzerinde doğrudan hakkı yoktur. Ancak katkı payı alacağı (TMK m. 227) — eş diğerinin malının edinilmesine katkı yapmışsa, bu katkının değerini talep edebilir. Edinilmiş mallara katılma rejimi (1 Ocak 2002 sonrası — ana rejiminiz): Evlilik süresince edinilen mallar (çalışarak elde edilen tüm mal varlığı, gelirler) edinilmiş mal sayılır; her eşin edinilmiş mallarından, kişisel borçları düşüldükten sonra kalan miktar "artık değer" sayılır; artık değerin yarısı diğer eşe aittir (katılma alacağı TMK m. 236). Kişisel mallar (paylaşım dışında kalır): Evlilik öncesi edinilen mallar; evlilik sırasında miras, bağış olarak alınanlar; manevi tazminat alacakları; kişisel kullanım eşyaları (kıyafet, mücevher belirli miktara kadar); edinilmiş mallar kategorisine girmeyen değerler. Yalnızca evlilik süresince edinilen (çalışarak veya gelirlerle) mallar paylaşılır. 2001'de evlendiğiniz için: 2001-2002 arası kazandığınız mallar mal ayrılığı rejiminde — kime aitse onda kalır; 2002'den bugüne kadar kazandıklarınız edinilmiş mallara katılma rejiminde — paylaşıma tabi. Pratik sonuç: Evliliğinizin neredeyse tamamı edinilmiş mallara katılma rejiminde. Dolayısıyla paylaşım rejimi uygulanır. Mal paylaşımı hesabı: Birinci adım — her eşin edinilmiş mallarını listeleyin; İkinci — her eşin kişisel mallarını ayırın; Üçüncü — edinilmiş malların değerlerini dava tarihinde hesaplayın (gayrimenkuller için bilirkişi); Dördüncü — her eşin varsa borçlarını düşün; Beşinci — her eşin "artık değerini" hesaplayın; Altıncı — artık değerin yarısını "katılma alacağı" olarak belirleyin. Örnek: Erkek eşin 2002-bugün arası kazandığı (artık değer): 2 milyon TL; Kadın eşin kazandığı (artık değer): 500 bin TL. Kadının erkekten alacağı: 1 milyon TL (yarısı). Erkek de kadından alacağı: 250 bin TL. Net olarak kadın erkekten 750 bin TL katılma alacağı alır. Mal rejimi tasfiyesi davası: Boşanma kararı kesinleştikten sonra 10 yıl içinde açılabilir. Ayrı bir dava olarak açılır (boşanma davasında birlikte de talep edilebilir). Genelde mal rejiminin değeri büyükse ayrı dava tercih edilir. Bilirkişi incelemesi (gayrimenkul değerleme, şirket payı değerlendirmesi) gerekir. Süreç 1-3 yıl sürebilir. Pratik öneri: Mal rejimi tasfiyesi karmaşık bir davadır; aile hukuku alanında deneyimli bir avukatla çalışmak şart. Mal varlığı listesini önceden hazırlayın — tapu, banka, araç, şirket, mücevher dahil her şey. Eski eşinizin mal kaçırma girişimine karşı ihtiyati tedbir başvurusu yapın. Boşanma davasıyla aynı anda mal rejimi tasfiyesi için de dava açabilirsiniz.
A
Aslı B.Boşanma Hukuku

18 Nisan 2026

Cevaplandı

S:Evliliğimiz sırasında eşim bana ev aldı, tapusu üstüne. Boşanırsak ev benim mi kalır?

AA
Av. Aydın Aytuğ
Evliliğiniz sırasında eşiniz tarafından sizin adınıza alınan ev, tapunun sizin üzerinize olması dolayısıyla size ait görünür, ancak boşanmada mal rejimi tasfiyesi devreye girer. Durum göründüğü kadar basit değildir. Tapu kaydı vs gerçek mülkiyet: Tapu kaydı genel olarak mülkiyeti gösterir ama mal rejimi kuralları bazen farklı sonuçlar üretir. Özellikle edinilmiş mallara katılma rejiminde (2002 sonrası evlilikler) tapu kaydının önemi sınırlıdır. Eşiniz evin parasını ödediyse: Evin para kaynağı kritiktir. Üç olasılık: Birinci olasılık — eşiniz evin parasını kendi edinilmiş malından ödedi: Tapu sizin üzerinizde olsa bile, bu ev eşinizin edinilmiş malı olarak değerlendirilir. Boşanmada mal rejimi tasfiyesi sırasında eşiniz "bu evin değeri benim edinilmiş mal varlığıma dahil olmalı" diyebilir ve katılma alacağı hesabında evin değeri dikkate alınır. Yani evin değerinin yarısı size katılma alacağı olarak dönebilir. İkinci olasılık — eşiniz evi sizi bağış olarak verdi: Eşiniz "bu ev sana hediyedir, kendin kullan" diyerek evi vermişse, bu bağış olur ve eşinize geri dönmez. Bağış (hibe) kişisel mal kategorisindedir (TMK m. 220/2). Ancak bu iddianın ispatı zor — eşinizin bağış niyeti belgelenmelidir. Noterde hediye sözleşmesi varsa net; yoksa tartışmalı. Üçüncü olasılık — her iki eş katkı yaptı: Eşiniz parayı temin etti ama siz de maaş/birikim olarak katkı yaptıysanız ve sadece pratik sebeplerden tapu sizin adınıza yapıldıysa (örneğin eşinizin borçlu olması nedeniyle), bu durum "muvazaa" sorunudur. Tapu görünüşte sizin ama gerçek sahip eşinizdir. Boşanmada mal rejimi tasfiyesi sizin aleyhinize sonuçlanabilir. Yargıtay'ın yaklaşımı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi içtihatları tapu kaydına değil, paranın kimden geldiği ve hangi amaçla alındığına bakar. "Bağış mıydı, yatırım mıydı, muvazaa mıydı?" soruları sorgulanır. İspat yöntemleri: Para akışı — eşinizin kendi banka hesabından evin satıcısına para aktarıldı mı, banka dekontları ne söylüyor; bağış niyeti — e-posta, mesaj, aile içi konuşma, tanık; vergi beyanı — bağış için vergi ödenmiş mi; sonraki kullanım — ev kiraya verildiyse kim alıyor, kim kimin mi değerli, nasıl kullanılıyor. Sizin pozisyonunuzu güçlendirmek için: Tapu sizde — güçlü başlangıç noktası. Ancak eşiniz parasını kendisi ödedi ise, mahkeme mal rejimi tasfiyesinde bunu dikkate alır. Eğer siz ispat edebilirseniz ki bu ev "size hediye/bağıştır" — kişisel malınız olarak kabul edilir. Boşanma davası stratejisi: Eşiniz "bu ev benim edinilmiş malım sayılmalı ve katılma alacağım hesabında bu ev değerlendirilmeli" diyebilir. Siz ise "bu ev bağıştır, kişisel malımdır" diyebilirsiniz. Mahkeme ikisini değerlendirir. Eğer bağış kanıtlanamazsa, evin edinilmiş mal olup olmadığı incelenir. Evlilik süresince alındıysa ve eşinizin parasıyla ise muhtemelen eşinizin edinilmiş malı. Bu durumda evi satıp bölmek yerine genelde şöyle işler: ev sizde kalır, eşiniz size katılma alacağını ödettirir — yani evin yarı değeri size katılma alacağı olarak eşinizden size borç olarak kalır. Pratik öneri: Aile hukuku avukatına durumu detaylı anlatın. Para akışını, bağış niyetini belirleyen belgeleri toplayın. Mal rejimi tasfiyesi çok karmaşık; profesyonel destek şart. Bağış niyetini ispat edebilirseniz ev %100 sizin olur; edemezseniz yarısının değerini eşinize ödeme durumu doğabilir.
Bizi ArayınWhatsApp