Vesayet davası ve vasi tayini, kendi kişisel veya mali işlerini tek başına yürütemeyen küçüklerin ve kısıtlıların korunmasını sağlamak amacıyla Türk Medeni Kanunu'nun 396-494. maddelerinde düzenlenmiş bir koruma kurumudur. Velayet altında olmayan çocuklar ile akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, bağımlılık, kötü yönetim gibi sebeplerle kısıtlanan erginler için sulh hukuk mahkemesi tarafından vasi atanır. Bu yazıda vesayetin amacı, türleri, vasi tayini usulü, vasinin görev ve yetkileri, denetim mekanizmaları, sona erme halleri ile Yargıtay uygulamaları 2026 yılı güncel bilgilerle ele alınmıştır.
Vesayet Nedir?
Vesayet; ergin olmayan küçüklerin ve bazı ergin kişilerin hak ve menfaatlerini, kendilerini temsil edip kişilik ve malvarlıklarını yönetecek bir vasi aracılığıyla koruma altına almayı hedefleyen bir medeni hukuk kurumudur. TMK m. 403 hükmünce "Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür."
Velayet ile vesayet birbirine benzer kurumlardır, ancak velayet anne babanın çocuğa karşı yükümlülüklerinden doğar ve boşanma, ölüm gibi durumlarda düşer. Velayet düşen veya velayet altında olmayan küçükler ile kısıtlanmış erginler için devreye vesayet girer. Vasi atanması mahkeme kararı ile mümkündür; velayette ise doğuştan bir hukuki bağ söz konusudur.
Vesayetin Amacı
Vesayet kurumunun temel amacı, kendini koruyamayacak durumda olan kişilerin kişilik haklarını, beden bütünlüğünü, sağlığını, ekonomik çıkarlarını ve sosyal ilişkilerini kamu yararı ve bireysel yarar dengesi içinde güvence altına almaktır. Vesayet; özel hukuk koruması olmakla birlikte devletin gözetimi altında yürütülen bir kurumdur. Vasi, bir kamu görevi olarak değerlendirilen bu görevi yerine getirirken devlet denetimine tabidir. Vesayetin hem bireysel hem sosyal işlevi vardır: bireyin menfaatini korumak ile toplumda hukuki güvenliği sağlamak.
Vesayeti Gerektiren Haller
TMK; vesayeti gerektiren halleri "vesayet zorunlu haller" ve "kısıtlama halleri" olarak iki grupta düzenlemiştir.
1. Vesayeti Zorunlu Haller (TMK m. 404)
Kanunda sayılan haller, mahkeme tarafından takdir hakkı kullanılmadan vesayet kararı verilmesini gerektirir:
Velayet altında olmayan küçükler: Anne babası ölmüş, velayet kaldırılmış veya velayeti kullanamayan durumda olan 18 yaş altı çocuklar.
Evlat edinme iptal edilmiş küçükler: Evlat edinme iptaliyle velayet sona ermişse.
2. Kısıtlama Halleri (TMK m. 405-408)
Bu durumlarda ergin bir kişi, mahkeme kararı ile kısıtlanarak vesayet altına alınır:
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m. 405): Kişinin kendisini veya çevresindekileri tehlikeye atması, sürekli yardıma muhtaç olması hallerinde sağlık kurulu raporu ile kısıtlanır.
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim (TMK m. 406): Kişinin malvarlığını tehlikeye atan veya kendini/ailesini yoksulluğa düşüren davranışlar. Akıl hastalığı kapsamında olmayan durumlarda uygulanır.
Özgürlüğü bağlayıcı bir ceza (TMK m. 407): Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkum olan kişi, cezanın infazı süresince kısıtlanmış sayılır. Bu tür kısıtlamada mahkeme kararı gerekmez; ceza infaz kurumu müdürlüğü durumu vesayet makamına bildirir.
İstek üzerine kısıtlama (TMK m. 408): Yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik, ağır hastalık sebebiyle kendi işlerini gereği gibi yürütemeyen ergin kişi kendi isteği ile kısıtlanma talep edebilir.
Vesayet Davasını Kimler Açabilir?
Vesayet veya kısıtlama davası aşağıdaki kişi ve makamlar tarafından açılabilir:
Kişinin kendisi (isteğe bağlı kısıtlama halinde)
Eş
Anne, baba, çocuklar, kardeşler
Nüfusa göre diğer yakın akrabalar
Vesayet altına alınmış kişinin yararını gözeten Cumhuriyet Savcısı
İlgili kamu kurumları (sağlık kuruluşu, savcılık, kaymakamlık)
Ayrıca TMK m. 405/2 uyarınca resmi makamlar (hastane, belediye, kolluk) akıl hastalığı sebebiyle kısıtlamaya ilişkin gerekli başvurularda bulunma yükümlülüğündedir.
Vesayet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
TMK m. 411 uyarınca vesayet işlerinde yetkili mahkeme, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki mahkemedir. Görevli mahkeme ise sulh hukuk mahkemesidir. Sulh hukuk mahkemesi; vasi atanması, görevden alınması, vesayetin sona ermesi, yıllık hesap, izin istemleri gibi tüm vesayet işlemlerinde görevli kılınmıştır.
Kısıtlama kararı için ise bazı durumlarda asliye hukuk mahkemesi denetim makamı olarak devreye girer. Vasinin önemli işlemlerine verilecek izinler ve asliye denetimi bu mekanizma üzerinden yürür.

Vesayet Organları
Türk hukukunda vesayet işleri üçlü bir organ yapısıyla yürütülür:
1. Vesayet Makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi)
Vesayet işlerinin merkezi; vasi atanması, görevden alınması, vesayet süresince alınacak kararlar, yıllık hesaplar, izinler bu mahkemeden geçer.
2. Denetim Makamı (Asliye Hukuk Mahkemesi)
Vesayet makamının kararları aleyhine yapılan itirazları inceler. Ayrıca özellikle önemli işlemlerde vesayet makamının verdiği iznin üzerine bir de denetim makamının izni gerekir (TMK m. 463).
3. Kamu Vasiliği veya Aile Meclisi
Özel vasi atanamaması veya kısıtlının özel bir durumu olması halinde, il ve ilçelerde bulunan kamu vasiliği bürosu devreye girer. Bazı hallerde hakim; akraba ve yakınlardan oluşan bir "aile meclisi" kurarak danışma organı oluşturabilir. Uygulamada aile meclisi nadiren kullanılmaktadır.
Vesayet Davasının Açılması ve Dilekçe Unsurları
Vesayet talebi dilekçeyle sulh hukuk mahkemesine verilir. Dilekçede şu unsurlar yer almalıdır:
Mahkeme başlığı (… Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliğine)
Davacı bilgileri (ad, soyad, TC kimlik, adres)
Hakkında vesayet kararı istenen kişinin bilgileri
Vesayeti gerektiren sebepler (hasta, küçük, hapis cezalı vb.)
Belgeler (doğum belgesi, sağlık raporu, mahkeme kararları)
Önerilen vasi adayının ismi (tercih varsa)
Hukuki sebepler (TMK m. 396-494)
Talep sonuç (vasi atanması ve varsa kısıtlama)
Tarih ve imza
Özellikle akıl hastalığına dayanan kısıtlama taleplerinde, resmi sağlık kurulu raporu (heyet raporu) sunulması zorunludur. Rapor, Adli Tıp Kurumu veya devlet hastanelerinin yetkili sağlık kurulları tarafından verilir. Özel hastane raporları tek başına yeterli değildir; mahkeme gerektiğinde yeniden resmi kurumdan rapor talep eder.
Vesayet Yargılaması ve Dinlenme Hakkı
Vesayet yargılaması basit yargılama usulüne göre yürütülür. Hakim; kısıtlamaya konu kişiyi mutlaka dinler (TMK m. 409). Ancak akıl hastalığı nedeniyle dinlenmesi mümkün değilse, resmi sağlık kurulu raporuna dayanarak karar verilebilir. İlgili kişinin dinlenmeden kısıtlanması Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır.
Tanık dinleme, bilirkişi incelemesi, keşif gibi usul işlemleri delil durumuna göre yapılır. Mahkemenin kararı gerekçeli olmak zorundadır. Karara karşı istinaf yolu açıktır.
Vasinin Atanma Kriterleri
TMK m. 413-417 uyarınca vasi atamasında aşağıdaki sıra gözetilir:
Önerilmiş vasi: Kısıtlanacak kişinin kendisi uygun gördüğü kişiyi önerebilir; hakim uygun görürse bu öneriyi kabul eder.
Eş: Kısıtlının eşi vasi olarak öncelikli adaydır.
Yakın hısımlar: Anne-baba, çocuklar, kardeşler gibi yakın akrabalar.
Üçüncü kişiler: Uygun aday bulunamazsa mahkeme uygun gördüğü kişiyi vasi olarak atayabilir.
Kamu vasisi: Hiçbir aday yoksa il veya ilçe kamu vasiliğinden görevlendirme yapılır.
Vasi atanırken kişinin güvenilirliği, maddi durumu, geçmiş sabıka kaydı, kısıtlı ile ilişkisi ve vasilik görevini üstlenebilecek yaşam koşulları değerlendirilir.
Vasi Olamayacak Kişiler
TMK m. 418 uyarınca şu kişiler vasi olarak atanamaz:
Kısıtlanmış olanlar
Kamu hizmetinden yasaklı olanlar
Kötü şöhret sahibi olanlar
Menfaatleri kendisine vasi olunacak kişiyle çatışan kişiler
Asliye mahkemesi veya yüksek mahkeme hakimleri
Vasilikten Kaçınma
TMK m. 419 uyarınca bazı kişiler vasilikten kaçınabilir: 60 yaşından büyükler, bedensel engeli olanlar, dört çocuktan fazlasına bakmak zorunda olanlar, başka bir vasilik görevi olanlar, halihazırda milletvekili veya yüksek dereceli kamu görevlisi olanlar. Kaçınma talebi mahkemenin değerlendirmesine tabidir.
Vasinin Görev ve Yetkileri
Vasi; TMK m. 445 vd. hükümleri uyarınca kısıtlının kişilik ve malvarlığı çıkarlarını korumakla yükümlüdür. Başlıca görevleri şunlardır:
Kısıtlının kişisel bakımını, sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak
Eğitim ve mesleki gelişimini gözetmek
Malvarlığını yönetmek, kayıt altına almak
Gelir ve giderleri düzenli şekilde takip etmek
Hukuki işlemlerde kısıtlıyı temsil etmek
Yasal süresi içinde mahkemeye hesap raporu vermek
Kısıtlının borçlarını ödemek, alacaklarını tahsil etmek
Mahkeme İzni Gerektiren İşlemler
TMK m. 462 uyarınca vasi, bazı önemli işlemler için vesayet makamından yazılı izin almak zorundadır:
Taşınmaz alım-satımı, ayni hak tesisi
Olağan dışı borçlanma işlemleri
Ticari işletmelerin devralınması, tasfiyesi, ortaklık kurulması
Değerli menkul ve mücevherlerin satımı
Taşınmaz kiraya verilmesi (uzun süreli)
Hak ve alacakların devri, ibra, feragat
Miras paylaşımı, vasiyetname açıklaması
Dava açma veya sulh
TMK m. 463 uyarınca ise şu işlemler için vesayet makamının yanı sıra denetim makamının da izni gerekir: evlat edinme, vatandaşlık değişikliği, önemli bağışlamalar, 100.000 TL ve üzeri değerdeki sözleşmeler.
Vasinin Hiçbir Şekilde Yapamayacağı İşlemler
TMK m. 449 uyarınca vasi; kısıtlının malvarlığını kendi adına kullanamaz, kısıtlı ile kendi arasında hukuki işlem yapamaz (kendi kendine temsilde çatışma). Kısıtlıya bağışta bulunamaz (kendi malını bağışlaması istisnadır). Kefalet, bağışlama, teminat verme gibi tek taraflı kısıtlı aleyhine işlemler yasaktır.
Vasinin Göreve Başlaması ve Defter Tutma
Vasi atandıktan sonra TMK m. 438-444 uyarınca göreve başlar. İlk olarak kısıtlının tüm malvarlığı hakkında defter tutmak (envanter) zorundadır. Defter; gayrimenkul, banka hesabı, araç, mücevher, alacak-borç durumu gibi tüm aktif ve pasifleri içerir. Defter, bir ay içinde çıkarılarak mahkemeye sunulur. Vasi gerektiği hallerde defteri güncellemek zorundadır.
Yıllık Hesap Raporu
TMK m. 468 uyarınca vasi, her yılın sonunda kısıtlının mali işlemleri ve kişisel durumu hakkında yıllık hesap raporu hazırlayıp vesayet makamına sunar. Rapor; gelir, gider, tasarruf, önemli işlem ve kısıtlının kişisel durumunu (sağlık, eğitim, sosyal ilişkiler) içerir. Mahkeme raporu onaylar, düzeltme ister veya gerektiğinde vasiyi görevden alır.
Vasi Ücreti
TMK m. 457 uyarınca vasi, vesayet makamı tarafından takdir edilen miktarda ücrete hak kazanır. Ücret, kısıtlının malvarlığından karşılanır. Miktar; vasinin harcadığı emek, görevin süresi, malvarlığının büyüklüğü dikkate alınarak belirlenir. Yakın akrabaların kendi istekleriyle ücret almaksızın vasilik yaptığı da yaygın bir uygulamadır.
Vasinin Görev Süresi
TMK m. 456 uyarınca vasinin görev süresi kural olarak iki yıldır. Mahkemenin kararıyla bu süre iki yıl daha uzatılabilir ve görev devam edebilir. Dört yılı dolduran vasi; makul bir sebep olmadıkça görevin devamını isteyemez. Ancak yakın akrabalar, eşler ve özel durumlarda aynı vasi birden fazla kez görevlendirilebilir.
Vasinin Sorumluluğu ve Tazminat
TMK m. 467 uyarınca vasi, görevini gereği gibi yerine getirmekten sorumludur. İhmal, hata veya kastla kısıtlıya verdiği zarardan kendisi tazminatla yükümlüdür. Birden fazla vasi olması halinde müteselsil sorumluluk söz konusudur.
Devlet; vasi tarafından verilen ve tahsili mümkün olmayan zarardan ikincil olarak sorumludur (TMK m. 469). Bu mekanizma, kısıtlıların devlet güvencesinde korunması açısından önemlidir. Yargıtay kararlarında; vasinin malvarlığı takibinde özenli olma yükümlülüğü ayrıntılı değerlendirilmektedir.

Vesayetin Sona Ermesi
Vesayet; aşağıdaki hallerde kendiliğinden veya mahkeme kararı ile sona erer (TMK m. 471-480):
Küçüğün ergin olması: 18 yaşını doldurma veya evlenme yoluyla reşit sayılma.
Kısıtlama sebebinin ortadan kalkması: Akıl hastalığının iyileşmesi, bağımlılığın sona ermesi, hapis cezasının tamamlanması vb.
Ergin küçüğün veya kısıtlının ölümü.
İstek üzerine kısıtlananın talebi: Kendi isteğiyle kısıtlanan kişi, sebep ortadan kalktığında kısıtlamanın kaldırılmasını talep edebilir.
Kısıtlının talebiyle vesayetin sona ermesi için vesayetin kaldırılması davası açılır. Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlı olanlar için sağlık kurulu raporu ile iyileşme tespit edilmesi zorunludur. Dava kabul edilirse vesayet sona erer ve kişi tam ehliyetini yeniden kazanır.
Vasinin Görevden Alınması
TMK m. 483 vd. uyarınca; vasinin ağır ihmali, yetki aşımı, güven sarsıcı davranışı, iflası, hastalığı gibi hallerde mahkeme vasiyi görevden alır. Görevden alma kararı istinafa tabidir. Yeni vasi atanıncaya kadar eski vasi görevine devam etmek zorundadır.
Kayyım ve Yasal Danışman ile Vesayet Farkı
Medeni hukukta benzer amaçlara hizmet eden üç farklı kurum vardır:
Vesayet
Tam ehliyetsizlik durumunda uygulanır. Kısıtlı kişi hukuki işlem yapma ehliyetini tamamen kaybeder; vasi kendi adına işlem yapar.
Kayyımlık
TMK m. 426 vd. hükümleri. Belirli bir işin görülmesi veya malın yönetilmesi için kısmi ehliyetsizlik halinde uygulanır. Gaibin mallarının yönetimi, menfaat çatışması halinde temsil, bir işin görülmesi gibi sınırlı durumlarda kayyım atanır.
Yasal Danışman
TMK m. 429-430 hükümleri. Kişi ehliyetini tamamen kaybetmez; ancak önemli bazı işlemler için danışmanın onayını almak zorundadır. Ebeveynlerin yetişkin çocuk için başvurabildiği sık görülen bir durumdur.
UYAP ve Dijital Vesayet İşlemleri
2026 itibarıyla vesayet işlemlerinin önemli bir kısmı UYAP üzerinden yürütülmektedir. Vasi; yıllık hesap raporlarını, dilekçeleri, izin taleplerini UYAP vatandaş portalından elektronik imzayla verebilmekte; mahkeme kararlarını anında görebilmektedir. Tapu, banka ve noter işlemlerinde de vesayet kararları elektronik olarak sorgulanmaktadır. Bu sistem süreci hızlandırmış ancak bazı mahkemelerde fiziksel evrakın da sunulması istenmektedir.
Yargıtay Uygulamasında Öne Çıkan Noktalar
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 3. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun vesayete ilişkin kararlarında öne çıkan ilkeler:
Akıl hastalığına dayalı kısıtlamada resmi sağlık kurulu raporu olmadan karar verilmesi bozma sebebi sayılır.
Kısıtlının dinlenmemesi usul hükümlerine aykırıdır.
Vasinin, kısıtlıya ait taşınmazı mahkeme izni olmadan satması işlemi geçersizdir.
Yakın akrabalar arasında öncelik hakkı katı uygulanmaz; çocuğun üstün yararı/kısıtlının çıkarı esas alınır.
Kısıtlama kararının kaldırılması için talep edilen yeni sağlık kurulu raporu, eski rapordan daha güvenilir ve güncel olmak zorundadır.
Kamu vasiliği görevlendirmelerinde kamu vasisinin özel sorumluluk ilkesi vardır; devlet ikincil sorumludur.
Vesayet Altındaki Kişinin Hukuki Durumu
Vesayet altındaki kişi, ehliyet açısından sınırlı ehliyetsiz veya tam ehliyetsiz sayılabilir. Kısıtlanmanın sebebine göre bu ayrım yapılır. Tam ehliyetsiz olan kişinin tek başına yaptığı hukuki işlemler geçersizdir; vasi tarafından onay verilse bile bazı işlemler geçerlilik kazanmaz. Sınırlı ehliyetsiz kişi ise bazı kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları (vasiyet yapma, tanıma, evlenme) kendisi kullanabilir; mali işlemlerde ise vasinin izni aranır.
Vesayet altındaki kişi evlenme ehliyetini kaybetmez ancak evlenmek için vasinin izni gereklidir (TMK m. 128). Vasinin izin vermediği durumda kısıtlının kendisi mahkemeye başvurarak izin isteminde bulunabilir. Kısıtlı kişi; TMK m. 502 çerçevesinde miras yapabilme ehliyetine sahiptir, ancak bunun için de ayırt etme gücünün varlığı aranır.
Vesayet Kararının Nüfus Kaydına İşlenmesi ve Kamuya İlanı
Sulh hukuk mahkemesinin kısıtlama kararı kesinleştikten sonra, ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilerek aile kütüğüne işlenir. TMK m. 410 uyarınca kısıtlılık kararı ayrıca yerel gazetelerde ilan edilebilir; bu özellikle kötü yönetim, savurganlık ve bağımlılık sebebiyle kısıtlamalarda uygulanır. Amaç; kısıtlıyla iş yapacak üçüncü kişilerin kısıtlılığı öğrenmesini sağlamaktır. Kısıtlılık resmi olarak nüfusa işlendikten sonra kısıtlının yaptığı hukuki işlemler; vasi onayı olmadan geçersiz sayılır. Bu koruma, kısıtlı aleyhine olabilecek haksız sözleşmeleri önlemeye yöneliktir.
Yurt Dışında Yaşayan Kısıtlılar için Vesayet
Türk vatandaşı olan ancak yurt dışında yaşayan kişiler için vesayet kararı, yurt içindeki son yerleşim yeri mahkemesi veya nüfusa kayıtlı olduğu yer mahkemesinde verilebilir. Yurt dışında verilen kısıtlama kararlarının Türkiye'de geçerli olabilmesi için tanıma-tenfiz davası gerekir. Konsolosluklar, yurt dışındaki Türk vatandaşları için sağlık kurulu raporlarının Türkiye'deki mahkemelere iletilmesinde yardımcı olur. Ayrıca Lahey Sözleşmesi ve ikili anlaşmalar; uluslararası vesayet ilişkilerini düzenler.
Vesayet ve Devletin Sorumluluğu
TMK m. 469'a göre vasinin kusurundan doğan ve ondan tahsil edilemeyen zararlardan devlet ikincil olarak sorumludur. Bu özellik; kısıtlıların devlet güvencesinde tutulmasını sağlar. Kısıtlının malvarlığında meydana gelen zarar, öncelikle vasiden talep edilir; bu mümkün olmazsa Hazine'ye karşı tazminat davası açılabilir. Bu davada Yargıtay'ın aradığı kriterler: vasinin açık kusuru, zararın varlığı ve vasinin tüm malvarlığı ile ödeyememe durumudur. Devlet sorumluluğu; vesayet kurumunun sosyal işlevini tamamlayıcı bir güvence olarak kabul edilmektedir.
Sonuç
Vesayet davası ve vasi tayini; küçüklerin ve kısıtlıların kişisel ve mali menfaatlerini hukuki olarak koruma altına alan kapsamlı bir medeni hukuk kurumudur. Akıl hastalığı, bağımlılık, savurganlık, kötü yönetim, hapis cezası ve yaşlılık gibi durumlarda devreye giren bu sistem; sulh hukuk mahkemesi kararıyla yürütülür ve asliye hukuk mahkemesinin denetimi altında işler. Vasi; defter tutma, yıllık hesap, izin alma ve malvarlığını yönetme yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmek zorundadır. Kısıtlama sebebinin ortadan kalkması veya küçüğün ergin olmasıyla vesayet sona erer.
Vesayet veya vasi tayini konusunda hukuki desteğe ihtiyacınız varsa, İzmir aile hukuku avukatı olarak Av. Aydın Aytuğ hukuk büromuz; dilekçe hazırlığı, sağlık kurulu raporu yönlendirmesi, vasilik görevinin yürütülmesi, yıllık hesap raporları ve vesayetin sona erdirilmesi süreçlerinde profesyonel danışmanlık sunmaktadır. Her dosya kendi özelinde değerlendirilmeli; kısıtlının üstün yararı merkeze alınarak doğru hukuki yol tayin edilmelidir.





