Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası (Hükmen Reddi Miras 2026)

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası, TMK m. 605/2 hükmüne dayanan hükmen reddi miras kurumudur; üç aylık gerçek ret süresi kaçırılsa dahi mirasçıların korunmasını sağlar. Davacılar yasal veya atanmış mirasçılar, davalılar ise tereke alacaklılarıdır. Görevli mahkeme asliye hukuk, yetkili mahkeme miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Dava açma süresi yoktur. Mahkeme re’sen tapu, banka, SGK, vergi dairesi, trafik, icra müdürlüklerinden bilgi alır; gayrimenkul ve araçlar için bilirkişi incelemesi yapılır. Tereke mallarını sahiplenen mirasçılar (hesap işletme, ev kullanma, ticari faaliyeti sürdürme gibi) hükmen reddi miras hakkını kaybeder (TMK m. 610/2). Kararın kesinleşmesiyle mirasçıların kişisel malvarlığı borçlardan korunur.

Av. Aydın Aytuğ

Av. Aydın Aytuğ

Kurucu Avukat

18 Nisan 2026Güncelleme: 16 Mayıs 202610 dk okuma
Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası (Hükmen Reddi Miras 2026)

Miras bırakanın vefatının ardından geride bıraktığı borçların mal varlığından fazla olması, mirasçıları zor bir seçimle karşı karşıya bırakır. Kanunumuz, bu durumu iki farklı kurumla çözer: gerçek reddi miras ve hükmen reddi miras. Gerçek reddi miras, mirasçıların sulh hukuk mahkemesine üç ay içinde vereceği bir beyanla mirasın reddidir. Hükmen reddi miras ise, terekenin borca batık olduğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesine dayanır ve herhangi bir süreye bağlı değildir. TMK m. 605/2 hükmü; “Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” diyerek hükmen reddi mirasın hukuki temelini oluşturur. Bu yazıda; terekenin borca batık olduğunun tespiti davasını, açılma şartlarını, ispat yükünü, yargılama usulünü, Yargıtay uygulamasını ve pratik önerileri ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

Terekenin Borca Batıklığı Kavramı

Tereke, miras bırakanın ölüm anında geride bıraktığı malvarlığının bütünüdür. Bu bütün; tapu kayıtlı gayrimenkuller, banka mevduatları, araçlar, şirket payları, alacaklar, eşyalar gibi aktifler ile vergi borçları, banka kredileri, özel kişilere borçlar, SGK borçları gibi pasifleri içerir. Tereke borca batıksa, pasifler aktifleri aşar; yani ölümden sonra borçlar ödensin bile mirasçıya kalacak bir şey yoktur.

Borca batıklığın tespiti için aktif ve pasif kalemler ölüm tarihindeki değerleriyle karşılaştırılır. Ölüm tarihinden sonra malların değer kaybı veya borçların artışı hesaba katılmaz. Benzer şekilde ölümden sonra ortaya çıkan yeni alacaklar veya borçlar da değerlendirmeye dahil edilmez. Sadece vefat anında mevcut olan durum esas alınır.

Bir terekenin borca batık olduğunu ispatlamak için bazen icra takibi sonuçları yeterli olabilir. Örneğin miras bırakanın daha önce hakkında açılmış ve tahsil edilememiş çok sayıda icra dosyası, “ödemeden acizin resmen tespit edilmiş olduğu” sayılabilir. Özellikle icra iflas kanununun aczde olan kişi için öngördüğü aciz vesikası, borca batıklığın güçlü bir delilidir. Aciz vesikası bulunmayan durumlarda mahkeme, hem kendi araştırması hem de mirasçıların sunacağı delillerle tereke dengesini kurmaya çalışır.

Hükmen Reddi Miras ile Gerçek Reddi Miras Farkı

Türk miras hukukunda mirasın reddi iki biçimde gerçekleşir: gerçek ret (iradî ret) ve hükmen ret (kanunî ret). Bu iki kurum arasındaki farkları bilmek, mirasçıların doğru hukuki yolu seçmeleri için önemlidir.

Gerçek Reddi Miras

Gerçek reddi miras, mirasçının kendi iradesiyle mirası reddetmesidir. TMK m. 606 uyarınca mirasçı, mirasın açıldığını öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir. Ret beyanı yazılı veya sözlü yapılabilir; mahkeme tutanağa bağlar. Yasal süre kaçırıldığında mirasçı gerçek reddi mirastan yararlanamaz.

Gerçek reddi miras, mirasçının herhangi bir sebep göstermeksizin yapabildiği bir tek taraflı hukuki işlemdir. Gerekçe açıklanmaz; sadece reddin açık ve kesin beyanı yeterlidir. Ret, geriye etkili olarak işler; mirasçı, ölüm anından itibaren hiç mirasçı olmamış gibi kabul edilir. Onun payı bir sonraki sıradaki mirasçılara geçer.

Hükmen Reddi Miras

Hükmen reddi miras, mirasın kanun gereği reddedilmiş sayılmasıdır. TMK m. 605/2 uyarınca miras bırakanın ölümünde ödemeden acizi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasçıların ayrıca ret beyanında bulunmalarına gerek yoktur.

Hükmen reddi miras, gerçek reddi mirastan şu yönlerden ayrılır: üç aylık süreye bağlı değildir; alacaklılar mirasçılara başvurduğunda, mirasçılar terekenin borca batık olduğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulurlar; “terekenin borca batık olduğunun tespiti” davasıyla resmi bir belge elde edilebilir.

Pratikte hükmen reddi miras, üç aylık sürenin kaçırıldığı durumlarda veya alacaklıların mirasçılara karşı açtığı davalarda savunma yolu olarak kullanılır. Aile üyeleri ölümden sonra aylar, hatta yıllar geçtiğinde terekenin borca batık olduğunu fark edebilir; bu durumda gerçek ret süresi geçmiş olsa da hükmen ret hukuki koruma sağlar.

Davanın Tarafları ve Dava Açma Ehliyeti

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davasının tarafları, dava türünün amacına uygun biçimde belirlenmiştir. Dava açma ehliyeti, usul ve esasa ilişkin birkaç şartın birleşmesini gerektirir.

Davacı: Mirasçılar

Davayı açma hakkı, miras bırakanın yasal veya atanmış mirasçılarına aittir. Yasal mirasçılar; TMK m. 495-498 uyarınca belirlenen mirasçılardır. Eş, altsoy (çocuklar, torunlar), anne-baba, üstsoy, kardeşler, devlet gibi kategorilerdeki kişiler duruma göre mirasçı konumundadır. Atanmış mirasçılar ise vasiyetname ile belirlenen mirasçılardır.

Ölmüş mirasçının yerine geçen altsoy (fer’i mirasçılar) da dava açabilir. Ancak mirası reddetmiş olan kişi, artık mirasçı sıfatı taşımadığı için dava açamaz; bu durumda onun yerine geçen mirasçılar dava açar.

Davalı: Tereke Alacaklıları

Dava, terekenin tüm alacaklılarına karşı açılır. Davalı olarak her bir alacaklı ayrı ayrı gösterilmelidir. Bankalar, vergi daireleri, SGK, özel kişiler olmak üzere miras bırakandan alacaklı tüm gerçek ve tüzel kişiler davalı sıfatıyla yer alır.

Alacaklıların tespiti için mirasçılar, ölüm sonrası kendilerine gelen ihbar ve tebligatları derli toplu saklamalıdır. Bankalar, kredi şirketleri, icra müdürlükleri mirasçılara ölen kişinin borçlarını bildirirler. Bu bildirimler dava dosyasına konularak davalıların tespiti sağlanabilir.

Dava Açma Ehliyetini Kısıtlayan Haller

Mirasçıların bazı davranışları, terekenin borca batık olduğunu ileri sürme haklarını ortadan kaldırır. TMK m. 610/2 uyarınca “mirası sahiplenen mirasçı” reddi mirasa başvuramaz. Mirası sahiplenme ifadesi geniş yorumlanır ve şu tür eylemleri kapsar:

Tereke mallarının mirasçı adına kullanılması: Ölen kişinin arabasını kullanmak, evinde oturmak, kıymetli eşyalarını kişisel kullanıma almak gibi davranışlar. Bu eylemler, mirasçının mirası kabul etme iradesini gösterir ve sonradan red imkanını sınırlar.

Tereke hesaplarından para çekilmesi: Vefat eden kişinin banka hesaplarından mirasçı adına para çekilmesi, hesap işletilmesi, kart kullanılması gibi işlemler sahiplenme sayılır. Mirasçılar ölüm bilgisiyle birlikte bankalara durumu bildirmeli ve hesapların bloke edilmesini istemelidir.

Tereke adına alacak tahsili veya borç ödemesi: Ölenin alacaklarını tahsil etmek, bazı borçları ödemek, şirket işlerini sürdürmek gibi hareketler sahiplenme kapsamındadır. Resmi makam önünde mirasçı sıfatıyla imza atmak da bu kategoriye girer.

Mirasın gizlenmesi veya eksik beyanı: Bazı malların varlığını gizlemek, alacaklılardan saklamak, tereke tespit davasında eksik bildirimde bulunmak dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu tür hareketler hem hükmen reddi miras hakkını kaybettirir hem de iyi niyet ilkesinin ihlali olarak değerlendirilir.

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası hükmen reddi miras

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası için görevli mahkeme, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 2011 tarihinden itibaren asliye hukuk mahkemeleridir. Dava konusu değeri ne olursa olsun asliye hukuk mahkemeleri görevlidir; sulh hukuk mahkemelerinin bu davada görevi yoktur.

Yetkili mahkeme, TMK m. 11 ve HMK m. 11 uyarınca miras bırakanın son yerleşim yeri aile mahkemesidir. Yerleşim yeri, kişinin sürekli kalmak niyetiyle oturduğu yerdir ve MERNİS adresinden tespit edilir. Miras bırakanın birden fazla adresi olduğunda, son yerleşim yeri olan adres esas alınır.

Eğer miras bırakan yurt dışında yaşıyorsa, yetki konusu karmaşıklaşır. Bu durumda Türkiye’de bulunduğu son adres veya Türkiye’deki malvarlığının bulunduğu yer mahkemesi yetkili olabilir. Özel durumlar için bir aile hukuku avukatıyla görüşmek önerilir.

Davada İspat Yükü ve Yargılama Usulü

Terekenin borca batık olduğu iddiasının ispatı, davacı mirasçıların üzerindedir. Yargıtay, bu konuda tutarlı içtihatlar geliştirmiş ve ispat yükünün davacıya ait olduğunu vurgulamıştır. Ancak davada inceleme re’sen yapılır; yani mahkeme kendi araştırmasını da ekler.

Mahkemenin Re’sen Araştırması

Mahkeme, tereke aktif ve pasiflerini eksiksiz tespit etmek için geniş bir araştırma yapar:

Tapu müdürlüklerine yazı: Miras bırakanın adına kayıtlı tüm gayrimenkullerin tespiti için tapu kayıtları istenir. Tapu sicilinin online sorgulanabildiği dönemde bu araştırma hızlı yapılabilir.

Bankalara yazı: Tüm bankalara, miras bırakanın hesap bilgileri, kredi bilgileri, teminatları, emekli maaş bilgileri için yazı yazılır. Bankalar Birliği üzerinden toplu sorgu yapılabilir.

Trafik tescil müdürlüğüne yazı: Araç kayıtları, araç üzerindeki rehinler, borç kayıtları sorgulanır.

Vergi dairesine yazı: Gelir vergisi, KDV, ÖTV, MTV gibi vergi borçlarının varlığı ve miktarı öğrenilir. Miras bırakanın şirket ortaklığı varsa, şirket borçlarından dolayı kişisel sorumluluğu olup olmadığı araştırılır.

SGK’ya yazı: Prim borçları, dava döneminde ödenmemiş katkı payları, gelir durumu sorgulanır.

İcra müdürlüklerine yazı: Miras bırakan aleyhine açılmış icra takipleri, aciz vesikaları, haciz durumları tespit edilir. Aciz vesikası en güçlü borca batıklık delilidir.

Bilirkişi İncelemesi

Gayrimenkul, araç, hisse senetleri gibi kıymetli malvarlığı unsurları için değer tespiti yapılması gerekir. Bu işlem, mahkemece atanan bilirkişi tarafından yerinde inceleme ve piyasa araştırması yapılarak gerçekleştirilir. Bilirkişi raporunun ölüm tarihindeki değerleri esas alması kritik önem taşır.

Bilirkişi ücretleri, başlangıçta davacı tarafından depo edilir; dava sonunda haklı çıkan tarafın lehine tahsil edilir. Bilirkişi raporuna itiraz edilebilir; tarafların itirazı sonucunda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınabilir.

Hükmen Reddi Mirasın Sonuçları

Dava sonunda mahkeme, terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunu tespit ederse mirasın reddedilmiş sayılacağına karar verir. Bu karar, çeşitli hukuki sonuçları beraberinde getirir.

Mirasçıların kişisel sorumluluğu sona erer: Tereke borçlarından mirasçılar şahsen sorumlu tutulamaz. Alacaklılar, mirasçıların kişisel malvarlığına başvuramaz. Ölen kişinin kredi kartı borcu, banka kredisi, vergi borcu gibi tüm borçlar mirasçılardan talep edilemez.

Tereke mallarının akıbeti: Hükmen reddi miras halinde tereke, alacaklılar yararına tasfiye edilir. Tereke mallarından hâlâ ihale yoluyla satılarak alacaklılara pay edilenler çıkabilir. Mirasçılara hiçbir şey kalmaz; zaten terekenin borca batık olması halinde bu beklenen sonuçtur.

Alt mirasçılığın durumu: Miras reddedilmiş sayılınca, normal şartlarda bir sonraki sıradaki mirasçılara geçerdi. Ancak tereke borca batıksa, bir sonraki sıradaki mirasçılar da aynı durumla karşı karşıya kalır. Uygulamada, TMK m. 605/2 sonucu mirasın reddedilmesi halinde miras hazineye geçer ve hazine bu mirası tereke alacaklılarına tasfiye eder.

Tapu ve banka işlemleri: Mahkeme kararı kesinleştiğinde mirasçılar, karar örneğini kullanarak tapu kayıtlarını ve bankaları bilgilendirir. Bu sayede miras bırakanın mal varlığı üzerindeki işlemler, mirasçıların katılımı olmaksızın sürdürülür.

Tereke borca batıklık tespiti yargılama ve sonuçları

Pratik Konular ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Miras bırakanın ölümünden sonra mirasçıların ilk günlerde alacakları kararlar, ileride hükmen reddi miras hakkını kullanabilme açısından belirleyicidir. Uygulamada sık görülen hatalar ve öneriler şunlardır:

Ölüm belgesinin alınması sonrası hemen aile mahkemesine başvurarak tereke tespit talebinde bulunulabilir. TMK m. 589 uyarınca tereke tespit defteri tutulması istenebilir. Bu tespit işlemi, terekenin borca batık olup olmadığını ortaya çıkarır ve ileriki davalarda kanıt niteliği taşır.

Miras bırakanın banka hesapları, kredi kartları derhal bloke edilmelidir. Hesaplardan para çekilmesi veya otomatik ödeme talimatlarının devam etmesi sahiplenme sayılabilir. Bankalar ölüm ihbarı üzerine hesapları bloke eder.

Cenaze ve mezar giderleri hukuki açıdan özel bir konumdadır. Bu giderler tereke borcu kabul edilir ve mirasçıların bu giderleri ödemesi sahiplenme sayılmaz. Ancak makul olmayan, aşırı lüks giderler tartışmaya açık olabilir.

Tereke mallarının üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi önemlidir. Örneğin bir mirasçı diğerlerinin bilgisi dışında tereke mallarını satmışsa, tüm mirasçılar sahiplenme iddiasıyla karşılaşabilir. Bu nedenle kardeşler ve eş arasında sıkı iletişim şarttır.

Miras bırakanın işlettiği ticari faaliyet varsa, bu faaliyetin sürdürülmesi risklidir. Ticari faaliyetin devamı, sahiplenme sayılacağı için kapatma veya tasfiye kararı hızla alınmalıdır. Aksi halde ticari borçlar hem mirasçıların kişisel varlığına yansır hem de borca batık tespit hakkını kaybettirir.

Dava Masrafları ve Avukatlık Ücreti

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davasının masrafları, başvuru harcı, peşin harç, tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri ve mahkeme keşif giderlerinden oluşur. Dava nispi harca tabi değildir; maktu harç alınır. Bu, dava konusu malvarlığı büyük olsa da harcın sabit kalması anlamına gelir; bu avantajlı bir durumdur.

Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği tarifesinin nispi tarife kısmına tabidir. Tereke değerinin yüksekliğine göre avukatlık ücreti artar. Ancak kazanılan davada, davalı yan avukatlık ücretine mahkum edilir; böylece davacı mirasçının masrafları büyük ölçüde karşılanmış olur.

Adli yardım talebi, ekonomik durumu yeterli olmayan mirasçılar için bir seçenektir. Avukat ücretini ve harçları karşılayamayan mirasçılar adli yardım isteminde bulunabilir; mahkeme haklı görürse masrafsız dava yürütebilirler.

Sonuç ve Pratik Öneriler

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası, miras bırakanın borçlarından mirasçıları koruyan kritik bir hukuki araçtır. Gerçek reddi mirasın üç aylık süresi kaçırıldığında veya mirasçılar başlangıçta durumdan haberdar olmadığında, hükmen reddi miras son sığınak işlevi görür. TMK m. 605/2 hükmü, mirasçılara süresiz koruma imkânı sağlamaktadır.

Ancak bu korumadan yararlanmak için mirasçıların ölüm sonrası davranışlarına dikkat etmeleri gerekir. Tereke mallarını sahiplenmek, banka hesaplarını kullanmak, ticari faaliyeti sürdürmek hükmen reddi miras hakkını kaybettirir. Ölüm haberini aldıktan sonra ilk adım olarak bir miras hukuku avukatıyla görüşüp, alınacak tedbirleri belirlemek akıllıca bir yaklaşımdır.

Tereke tespit davası, dava açılmadan önce veya dava esnasında talep edilebilir. Bu tespit, terekenin borca batık olduğunu ortaya çıkarıyorsa hem mirasçılar için hem de alacaklılar için şeffaf bir süreç yaratır. Mahkemece belirlenen bu durum, ileride yaşanacak anlaşmazlıkları büyük ölçüde önler.

Son olarak, miras hukuku karmaşık bir alandır ve her somut dosyanın kendine özgü özellikleri vardır. Genel bilgiler önemli olsa da, kişisel durumunuzu değerlendirmek için profesyonel hukuki destek almanız önemle tavsiye edilir. Yanlış alınan bir adım, miras bırakanın borçlarının kişisel malvarlığınıza yansımasına sebep olabilir; buna karşın doğru hukuki strateji ile hem ailenizin onuru hem de ekonomik güvenliği korunabilir.

Merak Edilenler

Makale Hakkında S.S.S

3 aylık reddi miras süresini kaçırdım, hâlâ şansım var mı?

Evet. Terekenin borca batık olduğunu ispatlayarak hükmen reddi miras kurumundan yararlanabilirsiniz. Bu davanın açılması için herhangi bir süre sınırı yoktur.

Babamın evinde oturmaya başladım, hükmen reddi miras açabilir miyim?

Bu sahiplenme olarak değerlendirilebilir. Evde oturmanızın süresi, evin hukuki statüsü, diğer mirasçıların durumu önemlidir. Bir avukata danışarak mevcut durumu detaylı değerlendirmeniz gerekir. Mümkünse çıkmak veya kira sözleşmesi yapmak koruyucu olabilir.

Tereke tespiti yaptırdım, borca batık çıktı ne yapmalıyım?

Tereke tespit raporu, hükmen reddi miras davası için güçlü bir dayanak oluşturur. Terekenin borca batık olduğunun tespiti davasını açarak resmi bir karar alabilirsiniz. Alacaklıların sizin kişisel malvarlığınıza başvurmasını bu kararla önlersiniz.

Ölenin emekli maaşı yatmaya devam ediyor, ne yapmalıyım?

Hemen SGK’ya ölüm ihbarında bulunun. Ölüm tarihinden sonra yatan emekli maaşı, tereke borcu sayılır ve iade edilmesi istenebilir. Maaşı çekmek veya harcamak sahiplenme olarak değerlendirilebilir.

Mirasçılar arasında biri miras sahiplenmiş, diğerleri etkileniyor mu?

Bir mirasçının sahiplenmesi, diğer mirasçıların hükmen reddi miras hakkını doğrudan etkilemez. Ancak tereke malvarlığı üzerinde tasarruflar yapılmışsa, tespit işlemi zorlaşır. Bu durumda duruma göre diğer mirasçılar kendi adlarına dava açabilirler.

Dava süresi ne kadar sürer?

Ortalama 12-24 ay arasında sonuçlanır. Bilirkişi incelemesinin uzaması, çok sayıda alacaklı olması, kurumlardan bilgi toplama sürelerinin uzaması davayı uzatabilir. İstinaf ve temyiz aşamasıyla birlikte 3-4 yıla kadar uzayan davalar da görülür.

Yorumlar

0 yorum · Ortalama 0/5

0

0 değerlendirme

Bizi ArayınWhatsApp