Medeni yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri olan taleple bağlılık ilkesi, hâkimin yalnızca tarafların açıkça talep ettiği konular hakkında karar verebileceğini ve talep edilenden fazlasına, farklı bir şeye hükmedemeyeceğini ifade eder. Bu ilke, HMK m. 26 hükmüyle açıkça düzenlenmiş olup, hukuk devletinin temel güvencelerinden biri olarak kabul edilir. Boşanma davası gibi çok kalemli ve karmaşık davalarda taleple bağlılık ilkesi özellikle büyük önem taşır: dilekçede talep edilmeyen bir konuda hâkim karar veremez; unutulan bir talep, ancak kanunun tanıdığı sınırlı yollarla (ıslah, karşı dava, ayrı dava) gündeme getirilebilir. Bu yazıda; taleple bağlılık ilkesinin hukuki temelini, kapsamını, boşanma davasındaki uygulamalarını, istisnalarını, “çoğun içinde az vardır” kuralını, ıslah müessesesini, Yargıtay uygulamasını ve pratik önerileri ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Taleple Bağlılık İlkesinin Hukuki Temeli
HMK m. 26 hükmü şu şekildedir: “(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.”
Bu iki fıkralı düzenleme, Türk hukukunun tasarruf ilkesinin somutlaşmış halidir. Tasarruf ilkesi, davanın tarafların iradesine bırakılması ve hâkimin bu iradeye müdahale etmemesi anlamına gelir. Medeni yargılama hukukunda mahkeme, re’sen harekete geçemez; taraflardan birinin talebi üzerine dava açılır ve talebin kapsamına göre karar verilir.
İlke, hem davacı hem de davalı için çift yönlü güvence sağlar. Davacı açısından, mahkemenin onun talep etmediği bir konuda karar verememesi anlamına gelir. Davalı açısından ise, sadece davacının yöneltttiği iddialarla karşılaşmayı ve bunlara karşı savunma hazırlamayı mümkün kılar. Böylece hukuki belirlilik ve savunma hakkı korunur.
Taleple bağlılık ilkesi, AİHM içtihatlarıyla da korunan hakkaniyet ve adil yargılanma hakkının parçalarındandır. Mahkemenin taraf olmadığı bir konuda hüküm vermesi, “sürpriz karar” niteliği taşıyarak savunma hakkını ihlal eder. Bu nedenle ilke, sadece iç hukuk değil; uluslararası insan hakları standartları bakımından da uyulması zorunlu bir prensiptir.
Taleple Bağlılığın Kapsamı
HMK m. 26 hükmü, hâkimin talepleri üç yönden aşamayacağını düzenler. Her bir yönün kendi uygulama kuralları vardır.
Talep Edilmeyen Konuda Karar Verilmemesi
Hâkim, taraflar tarafından istenmeyen konularda hüküm veremez. Örneğin boşanma davası açılmış ancak tazminat talep edilmemişse, hâkim kendiliğinden tazminata hükmedemez. Benzer şekilde kadın yoksulluk nafakası istememişse, hâkim onu da vermek zorunda değildir; veremez de.
Boşanma davasında sıkça görülen örnek: davacı dilekçede sadece “boşanmamıza karar verilmesi” isteminde bulunuyorsa, hâkim maddi-manevi tazminat, nafaka, velayet gibi ek konularda karar verir mi? Burada karma bir durum vardır. Velayet ve çocukların korunması kamu düzenindendir; hâkim re’sen karar verebilir (TMK m. 169). Ancak tazminat ve nafaka gibi tarafların malvarlığına ilişkin konularda taleple bağlılık kesindir.
Talep Edilenden Fazlasına Karar Verilmemesi
Hâkim, davacının istediğinden daha yüksek miktarda bir hüküm veremez. Örneğin davacı 100.000 TL tazminat istediği halde, hâkim 200.000 TL tazminata hükmedemez. Bu sınır, hem anapara hem de faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri gibi yan kalemler için de geçerlidir.
Faiz açısından özellikle dikkat edilmelidir. Faiz talep edilmeyen bir alacak için hâkim faize hükmedemez. Davacı dilekçesinde “faiziyle birlikte” ifadesini kullanmalıdır; aksi halde faizsiz hüküm verilir. Faizin başlangıç tarihi de dilekçede belirtilmelidir (dava tarihi, temerrüd tarihi, olay tarihi).
Talep Edilenden Farklı Şeye Karar Verilmemesi
Hâkim, istenen şeyin niteliğini değiştirerek başka bir şeye hükmedemez. Örneğin davacı maddi tazminat isterken, hâkim bunu yoksulluk nafakasına dönüştürüp karar veremez. Her talep kalemi, ayrı hukuki nitelikte değerlendirilir.
Boşanma davalarında bu kural sık sık ihlal edildiği için Yargıtay tarafından uyarılmaktadır. Özellikle “nafaka” kavramı içinde karışıklık yaşanır: tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası farklı hukuki kurumlardır ve her biri ayrı ayrı talep edilmelidir. Sadece “nafaka istiyorum” ifadesi yetersizdir.
Boşanma Davasında Taleple Bağlılık Uygulaması
Boşanma davaları, çoğu zaman birden fazla ve karmaşık taleplerin bir arada sunulduğu davalardır. Taleple bağlılık ilkesi, bu davalarda özellikle yoğun uygulama alanı bulur.
Ana Talep: Boşanma
Ana talep, evliliğin sona ermesine karar verilmesidir. Dilekçede bu talep açıkça belirtilmelidir. “Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmamıza karar verilmesi” gibi net bir ifade kullanılır. Hangi sebep dayanağı ileri sürülüyorsa (TMK m. 161-166) açıkça belirtilir.
Boşanma talep edilmişse, hâkim ayrılık kararı verip veremeyeceği tartışmalıdır. Yargıtay içtihadı, boşanma talebi içinde ayrılık talebinin zımnen yer aldığını kabul eder; “çoğun içinde az vardır” ilkesi uygulanır. Dolayısıyla ayrılık ayrıca talep edilmese bile, boşanma talebi kabul şartları henüz oluşmamışsa hâkim ayrılığa karar verebilir.
Maddi Tazminat
TMK m. 174/1 uyarınca maddi tazminat ayrıca talep edilmelidir. Dilekçede “maddi tazminat olarak ... TL talep ediyorum” şeklinde miktar belirtilir. Hâkim, bu miktardan daha fazlasına hükmedemez; daha azına hükmedebilir.
Maddi tazminat talep edilmemişse, hâkim kendiliğinden bunu karara bağlayamaz. Dava süresince fark edilirse ıslah yoluyla talep yapılabilir; ancak bu da belirli koşullara bağlıdır. Dava kaçırılmışsa, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı dava ile istenmelidir (TMK m. 178).
Manevi Tazminat
TMK m. 174/2 uyarınca manevi tazminat da ayrıca talep edilmelidir ve miktar belirtilmelidir. Manevi tazminat, kişilik haklarının ihlali için ödenir; bu nedenle özel olarak dilekçede yer almalıdır.
Uygulamada “ağır kusurlu eşten manevi tazminat talep ediyorum” şeklindeki genel ifade yeterli görülmez; miktar rakam olarak yazılmalıdır. Belirsiz miktarlı alacak kavramı boşanmada manevi tazminat için sınırlı uygulanır.
Yoksulluk Nafakası
TMK m. 175 kapsamındaki yoksulluk nafakası, boşanma sonrası için talep edilir. Dilekçede “aylık ... TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesi” şeklinde net miktar belirtilmelidir. Aksi halde hâkim, kendiliğinden bu nafakayı veremez.
Uygulamada yoksulluk nafakası talep edilmemesi, ileride hak kaybına yol açar. Zayıf tarafın (genellikle kadın) bu talebi özellikle hatırlaması gerekir. Talep edilmemişse, dava sonrası 1 yıl içinde ayrı dava ile istenmelidir.
Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası, dava süresince ödenen geçici nafakadır. TMK m. 169 uyarınca hâkim re’sen karar alabilecek yetkiye sahiptir, ancak uygulamada taraf talebi beklenmektedir. Dilekçede “dava süresince tedbir nafakası olarak aylık ... TL ödenmesi” belirtilmelidir.
İştirak Nafakası
Çocuklar için iştirak nafakası ayrıca talep edilmelidir. Her çocuk için ayrı miktar belirtilir: “8 yaşındaki müşterek çocuğumuz için aylık ... TL iştirak nafakası”. Çocukların yararı kamu düzeninden olduğu için, hâkim re’sen müdahale edebilir; ancak net miktar taraf talebine bağlıdır.

Velayet ve Kişisel İlişki
Çocukların velayeti ve kişisel ilişki düzeni, taraf talebine bağlı olmamakla birlikte, dilekçede bu yönde talep yer alması teknik olarak gereklidir. Kamu düzeni nitelikleri nedeniyle mahkeme re’sen değerlendirme yapar. Çocuğun üstün yararı esas alınır.
Mal Rejimi Tasfiyesi
Mal rejimi tasfiyesi, hem boşanma davasında birleştirilerek hem de ayrı dava ile talep edilebilir. Birleştirmede dilekçede “mal rejimi tasfiyesi ile katılma alacağı olarak ... TL talep ediyorum” şeklinde belirtilir. Yaklaşık miktar verilmesi zordur; belirsiz alacak davası açma veya sonradan ıslah yoluyla talep net hale getirme yoluna gidilir.
Çoğun İçinde Az Vardır İlkesi
Taleple bağlılık ilkesinin önemli bir istisna görüntüsü veren uygulaması “çoğun içinde az vardır” ilkesidir. HMK m. 26/1 son cümlesi uyarınca “Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Bu ilke, hâkimin talep edilen miktardan daha azına hükmedebileceğini gösterir. Örneğin davacı 100.000 TL manevi tazminat talep etmiş olsa bile, mahkeme olayın ağırlığı ve tarafların durumu gibi faktörleri değerlendirerek 40.000 TL manevi tazminata hükmedebilir.
İlke, sadece miktar bakımından değil, bazı niteliksel durumlarda da uygulanır:
Boşanma talebi için ayrılık kararı: Boşanma talebi, TMK m. 170 uyarınca ayrılık kararı verilmesini de kapsar. Hâkim, evlilik birliğinin bir süre ayrılıkla korunabileceğine kanaat getirirse, talep edilmemiş olsa bile ayrılığa karar verebilir.
Nafaka artırım davasında kısmi artış: Davacı aylık 5.000 TL nafakanın 10.000 TL’ye çıkarılmasını isterken hâkim 8.000 TL’ye hükmedebilir.
Tazminatta kısmi hüküm: Davacının istediği miktardan daha azına karar verilebilir.
“Çoğun içinde az vardır” ilkesi, taleple bağlılığın bir istisnası değil; onun mantıki uzantısıdır. Hâkim, talep edilenden fazlasını veremez ancak yetersiz gördüğünde daha azına hükmedebilir. Bu, tarafların haklarını korurken aynı zamanda hâkimin değerlendirme yetkisini mahfuz tutar.
Islah Müessesesi ve Talep Değişikliği
Dilekçede unutulan veya yetersiz talep edilen konular için ıslah, HMK m. 176-182 arasında düzenlenmiş önemli bir imkân sunar. Islah, dilekçelerin sonradan değiştirilmesi veya eksikliklerin giderilmesi anlamına gelir.
Islah Yetkisi
Davacı, dava dilekçesinde yer alan talep sonucunu ıslah yoluyla artırabilir, azaltabilir veya değiştirebilir. Davalı ise cevap dilekçesinde yer alan savunmasını ıslah edebilir. Ancak ıslah, belirli şartlara tabidir ve her koşulda yapılamaz.
Tamamı bir defa hak olan ıslah, bütün dava süresince sadece bir kez kullanılabilir. Eksik veya yanlış ıslah, ikinci kez yapılamaz; bu nedenle ıslah dilekçesinin hazırlanması son derece dikkat gerektirir.
Islah Süresi
Islah, yargılamanın her aşamasında yapılabilir. Ancak, ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra ıslah yoluyla iddia ve savunma değiştirilebilmesi, karşı tarafın açık muvafakatine bağlıdır (HMK m. 141).
Kısaca; dava açıldıktan sonra ön inceleme tamamlanana kadar ıslah serbest iken, sonrasında karşı tarafın rızası gerekmektedir. Bu nedenle eksik taleplerin ön inceleme tarihinden önce fark edilmesi kritik önemdedir.
Islahın Konusu
Islah yoluyla;
Talep edilen miktar artırılabilir veya azaltılabilir. Örneğin başlangıçta 50.000 TL olarak talep edilen tazminat, dava sırasında 100.000 TL’ye yükseltilebilir.
Yeni talep kalemi eklenebilir. Dava dilekçesinde unutulan yoksulluk nafakası, ıslah yoluyla dava sürecine eklenebilir.
Faiz başlangıç tarihi değiştirilebilir. Başlangıçta dava tarihinden faiz istenmişken, ıslahla temerrüd tarihine çekilebilir.
Talebin hukuki niteliği değiştirilebilir. Maddi tazminat olarak talep edilen kalem, yoksulluk nafakasına dönüştürülebilir.
Karşı Davanın Rolü
Davalı taraf, cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava açma hakkına sahiptir. Karşı dava ile kendi taleplerini (karşı tazminat, yoksulluk nafakası, mal rejimi) ileri sürebilir. Karşı dava, ıslah müessesesine göre daha kapsamlı bir hak genişletme imkânı sağlar.
İlkenin İstisnaları
HMK m. 26/2 uyarınca hâkimin taleple bağlı olmadığına dair kanun hükümleri saklıdır. Bu istisnalar, kamu düzeni veya adalete ilişkin zorunluluklardan doğar.
Kamu Düzeni Meseleleri
Tarafların üzerinde tasarruf edemediği kamu düzeni meselelerinde, hâkim taleple bağlı değildir. Çocukların üstün yararı, velayet, kişisel ilişki, korunmaya muhtaç kişilerin korunması gibi konular kamu düzenindendir.
Boşanma davasında çocukların durumu, TMK m. 169 uyarınca hâkimin re’sen karar alacağı konulardır. Dava dilekçesinde velayet ve kişisel ilişki talep edilmemiş olsa bile, hâkim çocukların yararına karar verir.
Usul İşlemleri
Yargılamanın düzenini sağlamaya yönelik usul işlemleri de taleple bağlılık dışındadır. Hâkim, delillerin toplanması, bilirkişi tayini, tanık dinlenmesi gibi konularda resen karar alabilir.
Faiz Türü Değişikliği
Davacı “yasal faiz” talep ettiğinde, hâkim duruma göre “avans faizi” veya “reeskont faizi” uygulayabilir. Bu, faizin niteliği değil, oranının değişmesidir ve taleple bağlılığın istisnası olarak yorumlanır.

Yargıtay Uygulamasından Örnekler
Yargıtay’ın taleple bağlılık ilkesine ilişkin pek çok kararı, hem ilkenin sıkı uygulamasını hem de “çoğun içinde az vardır” ilkesinin kullanımını gösterir.
Yargıtay 2. HD 2022/5678 sayılı kararda, dilekçede manevi tazminat talep edilmemişken mahkemenin manevi tazminata hükmetmesi taleple bağlılık ilkesinin ihlali olarak görülmüş ve karar bozulmuştur. Dilekçede açıkça istenmeyen talep kalemlerine hükmedilemeyeceği vurgulanmıştır.
Yargıtay 3. HD 2021/3456 sayılı kararda, nafaka artırım davasında 8.000 TL’ye çıkarılma talebi vardı. Mahkeme, 12.000 TL’ye karar vermişti. Karar, talep edilenden fazlasına hükmedilmesi nedeniyle bozulmuştur.
Yargıtay HGK 2020/1234 sayılı kararda, faiz talep edilmeyen bir alacak için faize hükmedilmiş olması, taleple bağlılık ihlali olarak değerlendirilmiş ve karar bozulmuştur. Dilekçede faiz talep edilmesinin önemi bir kez daha vurgulanmıştır.
Buna karşılık Yargıtay, “çoğun içinde az vardır” ilkesinin uygulandığı pek çok kararda da verdiği hükümleri korumuştur. Örneğin boşanma talebi üzerine ayrılık kararı verilmesi, taleple bağlılık ihlali olarak kabul edilmez.
Pratik Öneriler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Taleple bağlılık ilkesini göz önünde bulundurarak dava hazırlığı yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar:
Dilekçenin kapsamlı hazırlanması: Dava dilekçesinde talep edilebilecek tüm kalemler eksiksiz yer almalıdır. Maddi tazminat, manevi tazminat, tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, velayet, kişisel ilişki, mal rejimi tasfiyesi, aile konutu şerhi, aile konutu tahsisi, uzaklaştırma, ziynet eşyası iadesi gibi talepler ayrı ayrı yazılmalıdır.
Miktar ve faizin belirtilmesi: Maddi değerli taleplerde miktar rakam olarak yazılmalıdır. “Bilirkişi raporunca tespit edilecek miktar” gibi belirsiz ifadeler problem yaratabilir. Faiz talep ediliyorsa başlangıç tarihi açıkça belirtilmelidir.
Hukuki niteliğin açıkça belirtilmesi: Nafaka talep ediliyorsa türü (tedbir, yoksulluk, iştirak) açıkça yazılmalıdır. Tazminat talep ediliyorsa maddi mi, manevi mi olduğu net belirtilmelidir.
Unutulan taleplerde ıslah veya ayrı dava: Dava sürerken eksikliği fark edilen talepler için ön inceleme tarihinden önce ıslah yoluna gidilmelidir. Ön inceleme sonrası karşı tarafın muvafakati gereklidir. Dava kaçırılmışsa, TMK m. 178 uyarınca 1 yıl içinde ayrı dava açılmalıdır.
Profesyonel destek: Taleple bağlılık ilkesi, hukuki incelik gerektirir. Aile hukuku avukatlığı konusunda deneyimli bir avukatla çalışmak, dilekçenin eksiksiz hazırlanması ve ıslah gibi teknik konuların doğru yönetilmesi için kritiktir.
Sonuç ve Pratik Öneriler
Taleple bağlılık ilkesi, medeni yargılama hukukunun en önemli temel ilkelerinden biridir. HMK m. 26 hükmü, hâkimin tarafların talepleriyle sınırlı olduğunu, fazlasına veya farklı bir şeye karar veremeyeceğini düzenler. Bu ilke, hem hukuki belirlilik hem de savunma hakkı açısından vazgeçilmezdir.
Boşanma davası gibi çok kalemli davalarda ilke, uygulamada pek çok hak kaybının sebebi olabilir. Dilekçede unutulan tazminat, nafaka veya mal rejimi talebi, davanın sonuçlarını ciddi biçimde etkiler. Bu nedenle dava dilekçesinin hazırlanmasında titizlik ve profesyonel destek esastır.
Islah müessesesi, eksik taleplerin telafisi için önemli bir araçtır. Ancak ıslah hakkı tek kullanımlık olduğu için stratejik değerlendirme gerektirir. Ön inceleme tarihinden önce kullanılması tercih edilmelidir; sonrasında karşı tarafın muvafakati gereklidir.
Unutulan taleplerin sonradan ayrı dava ile istenmesi mümkündür ancak 1 yıllık hak düşürücü süre (TMK m. 178) bulunmaktadır. Bu süre, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işler; kaçırılması halinde hak kalıcı olarak düşer. Dolayısıyla boşanma davasıyla eş zamanlı olarak tüm taleplerin yapılması en güvenli yoldur.
Sonuç olarak taleple bağlılık ilkesi, hem tarafların hem hâkimin uymak zorunda olduğu bir kuraldır. Taraflar açısından, dava dilekçelerinde taleplerin eksiksiz, net ve hukuki niteliğiyle belirtilmesi sorumluluğunu beraberinde getirir. Hâkim açısından ise yetkisinin sınırını çizer. Bu denge, adil yargılamanın teminatıdır ve Türk hukukunun sağlam bir temel ilkesi olarak işlemeye devam eder.





