Türk toplumunda yaygın bir algı, nafakanın yalnızca kadının hakkı olduğudur. Oysa Türk Medeni Kanunu, nafaka konusunda hiçbir cinsiyet ayrımı yapmaz. Kanun, hangi eşin ekonomik olarak daha zayıf olduğunu ve hangi eşin kusurunun daha ağır bulunduğunu ölçü alır. Bu yönüyle nafaka, esasen “boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek olan daha az kusurlu eşi koruma” kurumudur. Dolayısıyla erkek de, belirli şartların bir araya gelmesi halinde kadından nafaka almaya hak kazanabilir. Bu yazıda erkeğin hangi nafaka türlerini alabileceğini, aranan koşulları, Yargıtay uygulamasını ve pratik önerileri ayrıntılı biçimde inceliyoruz.
Türk Medeni Kanunu’nda Cinsiyet Ayrımı Yoktur
Nafakayı düzenleyen temel hükümler TMK m. 169, 175 ve 182 maddeleridir. Bu maddelerin hiçbirinde “kadın” veya “erkek” ifadesi kullanılmaz; sadece “eş” kavramı üzerinden düzenleme yapılır. TMK m. 175, yoksulluk nafakası için “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf” ifadesini kullanır. Bu taraf kadın olabileceği gibi erkek de olabilir. Kanun koyucu nafakayı, evliliğin sona ermesiyle ekonomik olarak mağdur olacak kişiyi, hangi cinsiyet olursa olsun, korumak için öngörmüştür.
Anayasa’nın 10. maddesi kanun önünde eşitlik ilkesini düzenler ve hukuki işlemlerin cinsiyete göre farklılık göstermesini engeller. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, nafakaya ilişkin hükümlerin bu eşitlik ilkesi çerçevesinde yorumlanması gerektiğini defalarca ifade etmiştir. Pratikte nafaka alan kişilerin büyük çoğunluğunun kadın olması, kanundaki bir imtiyazdan değil, toplumdaki ekonomik rollerin geleneksel dağılımından kaynaklanır. Geleneksel yapıda aile geçimini erkek üstlenirken, kadın ev içi emeğe yoğunlaşmakta ve boşanma sonrası ekonomik zayıflıkla karşılaşmaktadır. Ancak bu rol dağılımı her ailede aynı değildir; bazı ailelerde kadın ana ekonomik kaynağı teşkil ederken, erkek ev bakımı, çocuk bakımı gibi işleri üstlenmektedir.
Günümüzde kadınların iş hayatındaki varlığının artması, yüksek pozisyonlarda çalışması ve daha yüksek gelir sahibi olmasıyla birlikte, nafaka talep eden erkek sayısı da artmaktadır. Bu durum, kanunun cinsiyet körü yapısının gerçek hayata daha uygun biçimde yansımasıdır.
Erkeğin Talep Edebileceği Nafaka Türleri
Türk hukukunda üç temel nafaka türü vardır ve üçünü de erkek talep edebilir. Her birinin kendine özgü şartları bulunur ve hâkim bu şartları ayrı ayrı değerlendirir.
Tedbir Nafakası
TMK m. 169, boşanma davası açıldıktan sonra, eşlerin dava süresince yaşamlarını sürdürebilmeleri için hâkimin gerekli gördüğü tedbirleri almasını düzenler. Bu tedbirlerden biri, ekonomik olarak zayıf olan eşe ödenecek nafakadır. Bu nafaka türü için kusur değerlendirmesi yapılmaz; sadece ihtiyaç ve ödeme gücü esas alınır. Dolayısıyla boşanma davasının kusurlu tarafı olan erkek dahi, ekonomik gücü yetersizse tedbir nafakası alabilir.
Tedbir nafakası boşanma davası boyunca ödenir. Dava kesinleştiğinde, hâkim yoksulluk nafakasına hükmetmemişse tedbir nafakası da sona erer. Yoksulluk nafakasına hükmedilmişse, tedbir nafakası yoksulluk nafakasına dönüşür ve ödeme kesilmeksizin devam eder.
Tedbir nafakası, eşin ayrı yaşamaya başlamasıyla dava açılana kadar olan dönem için de istenebilir. Örneğin kadın evden ayrılıp erkeğin yanında küçük çocuk bırakmışsa ve erkek tek başına çocuğu bakıyor ise, çocuğun iaşesi için kadından tedbir nafakası istenebilir. Yine iş kazası sonucu iş göremez hale gelmiş, geliri kesilmiş bir erkek, hala geliri devam eden eşinden tedbir nafakası talep edebilir.
Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma kararı kesinleştikten sonra, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan daha az kusurlu tarafa ödenir. TMK m. 175 bu nafakayı düzenler. Bu tür nafaka için iki temel şart aranır: talep eden tarafın boşanma sebebiyle yoksulluğa düşmesi ve talep eden tarafın diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması.
Erkeğin yoksulluk nafakası alabilmesi için de aynı şartlar aranır. Erkek kusursuz veya daha az kusurlu olmalı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek durumda olmalıdır. Yargıtay, yoksulluğu “zorunlu yaşam ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olma” şeklinde tanımlar. Kira ödeyemeyen, temel beslenme ve giyim ihtiyaçlarını karşılayamayan, kendi kendine yetemeyecek durumda olan kişi yoksul kabul edilir.
Erkek bir dönem çalışmış ama iş kaybı yaşamışsa, bu iş kaybının kendi kusuru ile olmaması gerekir. Tembellik veya iradi olarak çalışmama halinde yoksulluk nafakası talep edilemez. Buna karşılık iş kazası, hastalık, şirket iflası gibi kişinin iradesi dışındaki sebeplerle gelirini kaybetmiş erkek, yoksulluk nafakasına hak kazanabilir.
Yoksulluk nafakasının önemli bir özelliği, ömür boyu bağlanmasıdır. Ancak nafaka alanın ekonomik durumu iyileştiğinde, yeniden evlendiğinde veya başka biriyle fiilen birlikte yaşamaya başladığında nafaka sona erdirilebilir. Nafaka yükümlüsü de gelirinin azalması halinde nafakanın indirilmesini isteyebilir.
İştirak Nafakası
İştirak nafakası, TMK m. 182 uyarınca, velayet kendine bırakılmayan eşin, müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarına katkıda bulunmak üzere diğer eşe ödediği nafakadır. Bu nafaka, çocuğun hakkıdır ve velayet sahibi ebeveyne ödense de çocuğun ihtiyaçları için kullanılır. İştirak nafakası için kusur aranmaz; sadece anne ve babanın ekonomik durumları ile çocuğun ihtiyaçları değerlendirilir.
Velayeti kendinde olan erkek de, kadın eşinden iştirak nafakası alabilir. Günümüzde artık velayetin babaya verildiği dava sayısı artmaktadır. Özellikle annenin çalışma hayatı, sağlık durumu veya kişisel sorunları nedeniyle çocuğun iyiliğinin babada kalması gerektiği hallerde, mahkemeler velayeti babaya verebilir. Bu durumda baba, çocuğun okul, beslenme, giyim, sağlık gibi ihtiyaçları için anneden iştirak nafakası talep eder.
İştirak nafakasının miktarı, çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık ihtiyaçları ve anne-babanın gelir seviyesine göre belirlenir. Nafaka, çocuk ergin oluncaya kadar ödenir. Çocuğun eğitimi devam ediyorsa, ergin olduktan sonra da eğitim hayatı süresince nafakaya hükmedilebilir (yardım nafakası).

Erkeğin Nafaka Alabileceği Pratik Durumlar
Erkeğin nafaka alabileceği bazı tipik durumlar uygulamada sıklıkla karşımıza çıkar. Bu durumların ortak noktası, erkeğin ekonomik gücünün yetersiz olması ve kadının maddi açıdan daha iyi konumda bulunmasıdır.
Birinci tipik durum, erkeğin iş kazası veya hastalık sonucu çalışamaz hale gelmesidir. İş göremez raporu almış, bedensel veya zihinsel bir engel yaşayan erkek, eşinden maddi destek almakta iken evlilik sona erdiğinde yoksulluğa düşecek duruma gelir. Bu halde eşin gelir durumu iyi ise yoksulluk nafakası talep edilebilir. Yargıtay’ın bu yönde pek çok kararı bulunur.
İkinci tipik durum, uzun süre çalışmamış ev erkeği (baba) durumudur. Kadın iş hayatında ilerlerken, erkek ev işleri ve çocuk bakımı için çalışma hayatından uzak kalmış olabilir. Boşanma sonrası erkek, birikmiş iş gücünü kaybetmiş durumdadır ve kısa sürede ekonomik açıdan kendine yetemez. Bu durumda yoksulluk nafakası gündeme gelebilir.
Üçüncü tipik durum, engelli çocuğun bakımını üstlenen babadır. Ağır engelli bir çocuğun bakımı nedeniyle babanın çalışma imkânı tamamen veya kısmen ortadan kalkmışsa, anne çalışma hayatına devam ediyorsa, hem çocuk için iştirak nafakası hem baba için tedbir veya yoksulluk nafakası talep edilebilir.
Dördüncü tipik durum, velayetin babada olduğu aile yapısıdır. Çocuklarının velayeti kendine bırakılan baba, anneden iştirak nafakası alır. Bu durum boşanma sonrası giderek yaygınlaşmaktadır. Çocuğun düzenli yaşam sürdürdüğü, anne ile bağın zayıfladığı durumlarda velayet babaya bırakılmakta ve anne iştirak nafakası ödemektedir.
Beşinci tipik durum, kadının aşırı yüksek gelir sahibi olduğu ama erkeğin ortalama bir gelir düzeyinde olduğu durumlardır. Kadın üst düzey yönetici, doktor, avukat gibi yüksek gelirli meslek sahibi ve erkek sıradan bir işte çalışıyorsa, boşanma sonrası yaşam standartlarının korunması bakımından erkeğin nafaka alma hakkı doğabilir. Ancak sadece standart düşüşü tek başına yeterli değildir; erkeğin yoksulluk sınırında kalması gerekir.
Kusur Değerlendirmesinin Önemi
Yoksulluk nafakasında en kritik ölçütlerden biri kusur oranıdır. Nafaka talep eden erkek, boşanmaya sebep olan olaylarda eşinden daha ağır kusurlu bulunmuş ise yoksulluk nafakası talep edemez. Şiddet, sadakatsizlik, haysiyetsiz hayat sürme gibi ağır kusur oluşturan davranışlar varsa, erkeğin nafaka hakkı ortadan kalkar.
Buna karşılık, eşit kusurlu eşler arasında ekonomik olarak zayıf olanın nafaka hakkı bulunur. Yargıtay, eşit kusur halinde ekonomik zayıflığı öne çıkararak nafakaya hükmetmektedir. Dolayısıyla boşanmaya yol açan olaylarda her iki tarafın da kısmen kusurlu olduğu durumlarda erkek nafaka hakkından mahrum kalmaz.
Kusurun tespiti, mahkeme tarafından sunulan delillere göre yapılır. Tanıklar, yazışmalar, mesaj kayıtları, sosyal medya paylaşımları bu değerlendirmede kullanılır. Erkeğin kusursuzluğunu veya kadının ağır kusurunu ispatlayan deliller, nafaka talebinin başarısında belirleyicidir.
Ekonomik Durumun İspatı
Nafaka talebinin temelini, tarafların ekonomik durumlarının ortaya konması oluşturur. Talep eden erkek kendi mali durumunu şeffaf biçimde belgelemelidir. SGK tescil kayıtları, banka hesap hareketleri, vergi dairesi kayıtları, varsa tapu bilgileri, araç kayıtları bu belgelerin başındadır. Bu belgeler erkeğin gelirinin yetersizliğini, yoksulluk sınırının altında kaldığını göstermelidir.
Aynı zamanda kadının ekonomik durumu da ortaya konmalıdır. SGK kayıtları, maaş bordroları, kira gelirleri, tapu ve araç kayıtları mahkemeden istenen bilgiler arasındadır. Mahkeme gerekirse Gelir İdaresi’nden veya diğer kurumlardan detaylı bilgi talep edebilir.
Ekonomik durumun belgelenmesinde, tarafların yaşam standartları da değerlendirilir. Tatil tercihleri, araç kullanımı, üyelik bilgileri, eğitim masrafları gibi pratik yaşam göstergeleri de önemli ipucu sağlar. Maaşı düşük görünen ama yüksek yaşam standartında olan bir eş, gizli geliri bulunduğu kanaatiyle daha yüksek ödeme gücüne sahip kabul edilebilir.
Nafaka Miktarının Belirlenmesi
Hâkim nafaka miktarını belirlerken tarafların ekonomik durumunu, nafaka alan tarafın ihtiyaçlarını ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü dengeler. Yoksulluk nafakası için genellikle alan tarafın zorunlu ihtiyaçlarının karşılanacağı, ancak lüks yaşamın finanse edilmeyeceği bir miktar belirlenir. Tedbir nafakası da benzer ölçütlerle, ancak daha geçici bir tabiatla hesaplanır. İştirak nafakası ise doğrudan çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillenir.
Nafakanın artırılması veya indirilmesi de mümkündür. Ekonomik koşulların değişmesi, tarafların gelir durumunun farklılaşması halinde her iki taraf da nafakanın artırılması veya indirilmesi için dava açabilir. Enflasyon nedeniyle nafaka miktarının reel olarak erimesi durumunda, alan tarafın artırım talep etme hakkı vardır. Ödeyen tarafın gelir kaybı yaşaması halinde ise indirim veya kaldırma talebi mümkündür.
Nafaka, kural olarak aylık taksitler halinde ödenir. Ancak tarafların anlaşmasıyla toplu ödeme de mümkündür. Toplu ödeme, nafakanın kesin miktarının bir defada ödenerek nafaka ilişkisini sona erdirme yoludur; bu yöntem nafaka yükümlüsü için ileride artırım tehlikesini ortadan kaldırır.

Nafaka Talep Etmek İçin Pratik Adımlar
Nafaka talep eden erkek için uygulamada izlenecek yol şu şekilde özetlenebilir. İlk olarak durum bir aile hukuku avukatına danışılarak değerlendirilmelidir. Avukat, müvekkilin durumunu dinleyerek hangi nafaka türünün talep edilebileceğini, kusur durumunun nasıl görüleceğini, ekonomik durumunun nasıl belgelenebileceğini analiz eder. Bu ön değerlendirme, süreçte realist beklentilerin oluşması için önemlidir.
İkinci adım, nafakanın boşanma davası içinde mi yoksa ayrı bir dava ile mi talep edileceğinin belirlenmesidir. Boşanma davası henüz açılmamışsa, tedbir ve yoksulluk nafakası talepleri dava dilekçesinde birlikte ileri sürülür. Boşanma davası devam ediyorsa, tedbir nafakası için ayrıca dilekçe verilebilir. Boşanma kesinleşmiş ancak nafaka talep edilmemişse, yoksulluk nafakası için bir yıl içinde ayrı dava açılabilir.
Üçüncü adım, gerekli belgelerin toplanması. SGK hizmet dökümü, gelir belgesi, işsizlik belgesi, sağlık raporları, varsa eşin gelir durumunu gösteren belgeler, tanık listesi. Tüm bu belgeler dilekçeye eklenir. Mahkeme, taraflardan istenen bilgilerin ötesinde ilgili kurumlara da müzekkere yazarak bilgi toplayabilir.
Dördüncü adım, duruşmalarda etkin savunma. Avukat, müvekkilinin durumunu mahkemeye etkili biçimde anlatmalı, eşin ekonomik gücünün daha yüksek olduğunu ve kusur oranının ortada olduğunu örneklerle göstermelidir. Karar aleyhte çıkarsa istinaf yoluna başvurmak mümkündür; Bölge Adliye Mahkemesi daha detaylı inceleme yaparak farklı bir karar verebilir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı
Yargıtay, erkek eşe nafaka verilmesinde şartların titizlikle aranmasını, ancak bu şartların bulunması halinde nafakanın tereddütsüz olarak verilmesini kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun pek çok kararında, nafaka konusunda cinsiyet ayrımı yapılmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle çelişeceği vurgulanmıştır. Özellikle iş göremez durumdaki erkeğe, velayeti kendinde olan babaya, engelli çocuk bakıcısı erkeğe nafaka verilmesine ilişkin çok sayıda emsal karar bulunur.
Yargıtay ayrıca, erkeğin nafaka alabilmesi için mutlak anlamda yoksulluk sınırının altında olmasının aranmadığını da belirtir. Yaşam standardında ciddi düşüş yaşayacak, temel ihtiyaçlarını karşılamada zorlanacak seviyede gelir kaybı yaşayacak erkeğe de nafaka bağlanabilmektedir. Önemli olan, nafakanın kamu yararı ve adaletin dengelenmesi amacıyla hizmet ettiği bir hukuki kurum olduğunun akılda tutulmasıdır.
Toplumsal Algının Değişimi
Geleneksel olarak nafaka “erkeğin kadına ödediği” bir şey olarak algılandığı için, erkek nafaka talebi toplumda hâlâ yadırganabilmektedir. Ancak modern ekonomik ilişkiler bu algının zamanla değişmesini getirmektedir. Kadının iş hayatındaki başarısı, yüksek gelir sahibi olması, erkeğin bakım ve ev işlerini üstlenmesi gibi durumlar artık günlük hayatın bir parçası. Hukuk sistemi bu gerçekliğe cevap verebilecek esnekliktedir.
Erkeğin nafaka talep etmesi, bir zayıflık belirtisi değil, kanunun kendisine tanıdığı bir hakkın kullanılmasıdır. Kanun, zayıf konumda olan eşi korumak ister; bu eşin cinsiyeti önemli değildir. Dolayısıyla ekonomik sıkıntı yaşayan ve kusurlu olmayan bir erkek, tereddüt etmeden bu hakkını kullanmalıdır.
Sonuç
Türk hukukunda nafaka kurumu, cinsiyete göre değil ekonomik duruma ve kusur dağılımına göre şekillenen bir mekanizmadır. Erkek de, belirli şartların varlığında kadından nafaka alma hakkına sahiptir. Tedbir nafakası boşanma davası süresince kusur aranmaksızın talep edilebilir. Yoksulluk nafakası için erkeğin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin ve kadından daha ağır kusurlu olmadığının ispatı gerekir. İştirak nafakası ise velayet kendine bırakılmış babanın çocuğun annesinden talep edeceği bir haktır. Uygulamada iş göremez durumdaki erkek, engelli çocuğa bakan baba ve velayet sahibi baba gibi tipik durumlarda nafakaya hükmedilmesi mümkündür. Kanunun sunduğu bu imkan, ekonomik olarak zayıf konumdaki erkeğin hayatını idame ettirebilmesi için önemli bir güvencedir. Nafaka talep etmek isteyen erkeğin, durumunu iyi değerlendirmek ve gerekli belgelerle birlikte bir aile hukuku avukatı eşliğinde hukuki yollara başvurmak en doğru yaklaşım olacaktır.





